Türkiye'de Ürün Sorumluluğu ve Ürün Güvenliği: Piyasaya Girişten Geri Çağırma ve Tazminata
Ciddi bir ürün sorunu aynı anda teknik düzenlemelere uyumu, düzeltici önlemleri, tazminat sorumluluğunu ve tüketici haklarını gündeme getirebilir. Bu bilgi notu, Türk ürün güvenliği mevzuatını piyasaya girişten izlenebilirliğe, geri çağırmaya ve üçüncü kişi taleplerine kadar ele alıyor. İmalatçılar, ithalatçılar, dağıtıcılar ve çevrim içi satışlar ayrıca incelenmektedir.
- Yazan
- Berat Murat Terzioğlu, Hukuki ve Uluslararası Koordinasyon Direktörü
- Hukuki inceleme
- Av. Yavuz Selim Terzioğlu, Kurucu Ortak

Ciddi bir ürün olayı nadiren tek bir hukuki sorun olarak kalır.
Bir elektrikli ev aleti ilk bakışta yalnızca bir garanti meselesi gibi görünebilir. Aynı kusur bir yangına yol açarsa, imalatçı veya ithalatçı bir tazminat talebiyle karşılaşabilir. Kusur belirli bir üretim serisinin genelinde tespit edilirse satışların durdurulması ve piyasadaki ürünlerin çekilmesi veya geri çağrılması gerekebilir. Ürün çevrim içi satılıyorsa, ilanın kendisi düzenleyici bir işlemin konusu olabilir.
Bu meselelerin hepsi aynı üründen doğar, ancak her biri farklı hukuki sorulara tabidir.
Türkiye pazarına ürün arz eden bir işletmenin en az dört meseleyi birbirinden ayırması yararlıdır:
- ürünün piyasaya hukuka uygun biçimde arz edilip piyasada bulundurulup bulundurulamayacağı;
- bir uygunsuzluk veya güvenlik riski tespit edilirse ne yapılması gerektiği;
- halihazırda meydana gelmiş yaralanma veya mal zararını kimin tazmin edeceği; ve
- düzenleyici rejimden bağımsız olarak hangi sözleşmesel veya tüketici haklarının bulunduğu.
Temel çerçeve, 12 Mart 2021'de yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu'dur. Kanun, uygulama yönetmelikleriyle ve en önemlisi ilgili ürüne uygulanan teknik mevzuatla tamamlanır. Ticaret Bakanlığı'nın güncel ürün güvenliği mevzuatı sayfası, 7223 sayılı Kanun'u uygulayan başlıca düzenlemeler arasında Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği'ni, Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Çerçeve Yönetmelik'i, CE işaretine ilişkin kuralları ve uzaktan satışa özgü ürün güvenliği yönetmeliğini sayar.
Sektöre özgü katman küçümsenmemelidir. Makineler, elektrikli ekipman, oyuncaklar, kozmetikler, tıbbi cihazlar, motorlu araçlar ve diğer pek çok ürün grubu kendi kurallarına ve bazı durumlarda farklı yetkili kuruluşlara tabidir.
7223 sayılı Kanun mimariyi kurar.
Hukuki çözümleme ise yine de somut üründen başlamalıdır.
1. Uygunluk, güvenlik ve tazminat ayrı sorulardır
7223 sayılı Kanun'un 4. maddesi, ürünlerin kendilerine uygulanan teknik düzenlemeye uygun olmasını şart koşar. Uygunsuz bir ürün, uygunsuzluk giderilmeden piyasaya arz edilemez ve piyasada bulundurulamaz.
- madde, ürünün güvenli olması gerektiğine ilişkin ayrı bir şart ekler. İlgili teknik düzenleme sağlık ve güvenlik gereklerini içeriyorsa, bu düzenlemeye uygunluk, aksi ispatlanmadıkça ürünün güvenli olduğu karinesini doğurur.
Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği tamamlayıcı bir işlev görür. İlgili bir teknik düzenlemenin bulunmadığı ya da mevcut teknik düzenlemenin sağlık ve güvenliği veya söz konusu riski ya da risk grubunu düzenlemediği hâllerde uygulanır. Bu nedenle sektöre özgü teknik kuralların yerine geçiyormuş gibi değerlendirilmemelidir.
Zararın tazmini üçüncü bir meseledir.
- maddeye göre bir ürün bir kişinin yaralanmasına veya bir malın zarar görmesine neden olursa, kanuni şartlar gerçekleşmişse zararı imalatçı veya ithalatçı tazmin eder. Zarar gören, zararı ve ürünün uygunsuzluğu ile zarar arasındaki illiyet bağını ispat etmelidir. Birden fazla imalatçı veya ithalatçı sorumluysa sorumluluk müteselsildir.
Bu ayrım önemlidir.
Bir ürün, kişisel yaralanma talebi doğurmadan sözleşme bakımından ayıplı olabilir.
Bir ürün, henüz kimse tazmin edilebilir bir zarara uğramadan düzenleyici bir işlemi tetikleyebilir.
Ayrıca bir tüketicinin yenisiyle değiştirilmiş bir ürün almış olması, ayrı bir yangın, bedensel zarar veya mal zararı talebinin bulunup bulunmadığı sorusunu yanıtlamaz.
Dolayısıyla aynı olay birden fazla rejimi harekete geçirebilir; bu rejimler birbirinin yerine geçmez.
2. CE işareti düzenleyici bir dokunulmazlık değildir
İşletmeler bazen bir uygunluk işaretine veya sertifikaya gereğinden fazla anlam yükler.
7223 sayılı Kanun bu sonuca açıkça izin vermez.
Uygulanacak teknik kurallar uygunluk değerlendirmesi öngörüyorsa, bu işlemlerin ürün piyasaya arz edilmeden önce tamamlanması gerekir. Zorunlu uygunluk işaretleri ve belgeleri gerçek olmalı ve usulüne uygun kullanılmalıdır.
Ancak 15(6). madde de aynı ölçüde açıktır. Uygunluğu gösteren belge veya işaretlerin bulunması, yetkili kuruluşun ürünü denetlemesine, uygunsuz ürün hakkında kanuni tedbirleri almasına veya ilgili yaptırımı uygulamasına engel değildir.
Aynı ilke Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği'nde de yer alır. İlgili standartlara uygunluk bile, ürünün tehlikeli olduğu sonucuna varmak için yeterli sebep bulunan hâllerde düzenleyici tedbir alınmasını engellemez.
Bunun pratik bir önemi vardır.
CE işaretli bir ürün yine de üretimdeki farklılıklardan, bir bileşen değişikliğinden, hatalı montajdan, yetersiz uyarılardan veya ilk uygunluk değerlendirmesinde tespit edilmemiş başka bir sorundan kaynaklanan bir kusur taşıyabilir.
Uygunluk belgeleri bu nedenle vazgeçilmez bir delildir.
Ancak sonradan ortaya çıkan her ürün güvenliği endişesine karşı bir savunma değildir.
3. 6. madde kapsamındaki ürün sorumluluğu tazminatının kendine özgü bir ölçütü vardır
- madde, 7223 sayılı Kanun'daki temel tazminat hükmüdür.
Ürün bir yaralanmaya veya mal zararına yol açarsa imalatçı veya ithalatçı sorumlu olabilir. Zarar gören hem zararı hem de ürünün uygunsuzluğu ile zarar arasındaki illiyet bağını ispat etmelidir. Maddi ve manevi tazminat Türk Borçlar Kanunu'na göre belirlenir. Diğer kanuni sorumluluk sebepleri saklıdır.
Hüküm ayrıca ticari açıdan büyük önem taşıyan iki kural içerir.
Birincisi, imalatçının veya ithalatçının kanuni ürün sorumluluğu tazminatını kaldırmaya veya sınırlamaya yönelik sözleşme hükümleri, 6. maddenin öngördüğü ölçüde geçersizdir.
İkincisi, zamanaşımı süresi zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren üç yıl, her hâlükârda zararın meydana geldiği tarihten itibaren on yıldır.
Bununla birlikte Kanun, olgusal bir boşlukta sorumluluk yüklemez.
- madde, imalatçıyı veya ithalatçıyı sorumluluktan kurtarabilecek hâlleri sayar. Bunlar arasında ürünün o işletmeci tarafından piyasaya arz edilmediğinin, uygunsuzluğun dağıtıcının, üçüncü bir kişinin veya kullanıcının müdahalesinden kaynaklandığının ya da uygunsuzluğun zorunlu teknik kurallara uygun üretimden doğduğunun ispatı yer alır. Bu kanuni sebeplerden biri ispatlanırsa 6. madde kapsamındaki tazminat sorumluluğu ortadan kalkar.
Üçüncü kişinin ve zarar görenin kusuruna ilişkin düzenleme de alışılmadık ölçüde ayrıntılıdır.
Zarar hem ürünün uygunsuzluğundan hem de üçüncü bir kişinin fiil veya ihmalinden doğmuşsa, imalatçının veya ithalatçının 6. madde kapsamındaki sorumluluğu bu gerekçeyle azaltılmaz; ancak üçüncü kişiye rücu hakkı saklıdır.
Buna karşılık zarar görenin kendi kusuru veya sorumlu olduğu bir kişinin kusuru, ürünün uygunsuzluğuyla birlikte zarara katkıda bulunmuşsa, tazminat duruma göre indirilebilir veya tamamen kaldırılabilir.
Bu ayrım ciddi taleplerde dikkat gerektirir. Hem savunma stratejisini hem de sonraki katkı veya rücu taleplerini etkiler.
4. Kanuni rol, ticari etiketten daha önemlidir
7223 sayılı Kanun imalatçıya, yetkili temsilciye, ithalatçıya ve dağıtıcıya farklı yükümlülükler yükler.
Bu nitelendirmeler, tedarik sözleşmesinin şirkete ne ad verdiğine göre değil, şirketin fiilen ne yaptığına göre belirlenmelidir.
İmalatçı; uygun ürünleri piyasaya arz etmekten, gerekiyorsa teknik dosyayı hazırlamaktan, uygunluk değerlendirmesini tamamlamaktan, zorunlu işaretleri iliştirmekten, seri üretimde uygunluğu sürdürmekten ve ilgili kayıtları saklamaktan sorumludur. Farklı bir süre öngörülmemişse uygunluk belgeleri ve teknik dosya, kural olarak piyasaya arzdan itibaren en az on yıl saklanmalıdır. İmalatçılar ayrıca piyasadaki ürünleri riskle orantılı biçimde izlemeli; şikâyetlerin, uygunsuz ürünlerin ve geri çağırmaların kaydını tutmalıdır.
İthalatçının bağımsız yükümlülükleri vardır. Bir ürünü Türkiye pazarına arz etmeden önce zorunlu uygunluk işaretleri, ürüne eşlik eden belgeler ve belirli imalatçı yükümlülükleri gibi hususları doğrulamalıdır. Ürünün uygunsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken bir ithalatçı, işleme devam edip sorunu yabancı imalatçıya bırakamaz.
Dağıtıcıların da kanuni yükümlülükleri vardır. Bir ürünü piyasada bulundurmadan önce öngörülen işaretleri ve uygunluk belgelerini, gerekiyorsa Türkçe kullanım kılavuzunu ve güvenlik bilgilerini doğrulamalıdırlar. Piyasadaki bir ürünün uygunsuz olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, uygun düzeltici tedbirlerin alındığını teyit etmelidirler.
Bu nedenle bir ürün olayında, ürünü fiziken kimin ürettiğini sormak nadiren yeterlidir.
Hukuken önemli olan soru, her katılımcının o ürünü piyasaya getirirken hangi kanuni rolü üstlendiğidir.
5. Özel marka satıcıları imalatçı sayılabilir; dağıtıcı ise sessiz kalarak sorumluluk üstlenebilir
- madde, Kanun'un ticari açıdan en önemli hükümlerinden bazılarını içerir.
Bir ürünü kendi adı veya markasıyla piyasaya arz eden ya da mevcut bir ürünü uygunluğu etkileyebilecek şekilde değiştiren ithalatçı veya dağıtıcı, ilgili imalatçı yükümlülükleri ve ürün sorumluluğu rejimi bakımından imalatçı sayılır.
Bu kural özellikle özel marka düzenlemelerinde önemlidir.
Bir Türk işletmesi bir ürünü yurt dışındaki bir fabrikadan satın alabilir, ambalajı yeniden tasarlayabilir ve ürünün üzerine yalnızca kendi markasını koyabilir. Ticari olarak yurt dışındaki fabrikayı "imalatçı" diye tanımlayabilir.
Bu tanım, Türkiye'deki kanuni konumu mutlaka belirlemez.
- madde daha da ileri gider.
İlgili imalatçının, yetkili temsilcinin veya ithalatçının belirlenemediği durumlarda, zarar görenin talebini aldığı tarihten itibaren on iş günü içinde gerekli kimlik ve iletişim bilgilerini (bunlar mevcut değilse tedarik zincirinde kendinden önceki iktisadi işletmecinin bilgilerini) vermeyen dağıtıcı, imalatçıymış gibi tazminattan sorumlu tutulabilir.
Bu, izlenebilirlik eksikliğini potansiyel bir esaslı sorumluluğa dönüştürdüğü için güçlü bir uyum kuralıdır.
Ürünün nereden geldiğini belirleyemeyen dağıtıcı, zincirin ortasındaki bir halka olmaktan çıkabilir.
6. İzlenebilirlik, bir şeylerin ters gittiği gün için tasarlanmalıdır
- madde, iktisadi işletmecilerin tedarik zincirinde kendilerinden önceki ve gerektiğinde sonraki işletmeciyi tanımlayan kayıtları, ürünün tanımlanmasını kolaylaştıran bilgilerle birlikte tutmasını şart koşar.
Bu kayıtlar kural olarak ürünün piyasaya arz edildiği veya piyasada bulundurulmaya başlandığı tarihten itibaren en az on yıl saklanmalı ve talep üzerine yetkili kuruluşa sunulmalıdır.
Yükümlülük, ürünleri elektronik ortamda piyasaya arz eden işletmelere ve elektronik ticaret ortamını sağlayan aracı hizmet sağlayıcılara da açıkça uygulanır.
Düzenleyici gerekçe açıktır.
Ticari sonucu ise bazen o kadar açık değildir.
Bir bileşen kusurunun tek bir üretim partisini etkilediğini varsayalım.
İmalatçı ilgili partiyi, ithalatçı sevkiyatları, dağıtıcılar da ilgili müşterileri belirleyebiliyorsa, düzeltici tedbir tanımlanabilir bir ürün grubuyla sınırlı tutulabilir.
Zincir, hangi ürünlerin o bileşeni içerdiğini belirleyemiyorsa, dar kapsamlı bir kusur çok daha geniş bir piyasadan çekme veya geri çağırmaya dönüşebilir.
Parti numaraları, seri numaraları, sevkiyat kayıtları ve müşteri bilgileri bu nedenle geri çağırmanın maliyetiyle doğrudan ilişkilidir.
İzlenebilirlik yalnızca bir denetim yükümlülüğü değildir.
Bir işletmenin ne kadar isabetli tepki verebileceğini belirler.
7. Piyasa gözetimi, tüm sertifikalar düzenlendikten sonra da sürebilir
7223 sayılı Kanun kapsamında yetkili kuruluşların yetkileri geniştir.
Ürünler piyasaya arzdan nihai kullanıcıya ulaşıncaya kadar ve ilgili teknik rejimin izin verdiği hâllerde ithalat, ihracat, kurulum, hizmete alma veya kullanım sırasında denetlenebilir.
Yetkili kuruluşlar depoları, taşıma araçlarını, işyerlerini ve üretim tesislerini denetleyebilir; bilgi ve kayıt isteyebilir; işaretleri ve belgeleri inceleyebilir; numune alabilir; test yaptırabilir ve risk değerlendirmesi yapabilir.
Bir ürünün risk taşıdığına inanmak için yeterli sebep varsa, yetkili kuruluş hem tehlikenin gerçekleşme olasılığını hem de olası zararın ağırlığını değerlendirir.
Zorunlu uygunluk işaretlerinin, teknik dosyaların, etiketlerin veya kullanım kılavuzlarının bulunmaması ya da yetersiz olması, tek başına bir risk değerlendirmesine ve düzeltici tedbirlere gerekçe olabilir.
Koşullara göre düzeltici tedbirler şunları içerebilir:
- uygunsuzluğun giderilmesi;
- uyarı eklenmesi veya uyarıların düzeltilmesi;
- geçici olarak durdurma;
- ürünün piyasada bulundurulmasının engellenmesi;
- tedarik zincirinden çekme;
- nihai kullanıcılardan geri çağırma;
- imha veya ürünün kullanılamaz hâle getirilmesi; ve
- alınan tedbirin yetkili kuruluş tarafından kamuya duyurulması.
Ciddi risk içeren durumlar derhal tedbir alınmasını haklı kılabilir.
Diğer durumlarda Kanun kural olarak iktisadi işletmeciye, yetkili kuruluş nihai kararını vermeden önce görüş bildirme imkânı tanır.
Bu nedenle düzenleyici kuruma verilecek yanıt teknik ve hukuki bir çalışma olarak birlikte yürütülmelidir.
8. Piyasadan çekme ve geri çağırma farklı tedbirlerdir
Terminoloji önemlidir, çünkü operasyonel yük çok farklıdır.
Piyasadan çekme, tedarik zincirindeki bir ürünün piyasada bulundurulmaya devam etmesini durdurmaya yöneliktir.
Geri çağırma ise nihai kullanıcıya ulaşmış ürünlere ilişkindir ve bu ürünlerin geri alınmasını amaçlar. 7223 sayılı Kanun geri çağırmayı açıkça bu şekilde tanımlar.
- madde geri çağırmayı, diğer tedbirlerin riski ortadan kaldırmakta yetersiz kaldığı hâllerde başvurulan bir tedbir olarak düzenler.
Geri çağırma iktisadi işletmeci tarafından gönüllü olarak başlatılabilir veya yetkili kuruluş tarafından istenebilir.
Kamuya yapılacak duyuru etkilenen ürünü tanımlamalı, sorunu açıklamalı ve iade veya onarım düzenlemelerini belirtmelidir. Ürünü iade eden nihai kullanıcıya en az şu kanuni seçeneklerden biri sunulmalıdır:
- geri çağırmaya neden olan sorunun giderilmesi;
- ürünün teslim tarihindeki perakende satış bedelinin ödenmesi; veya
- güvenli, eşdeğer ve teknik düzenlemeye uygun bir ürünle değiştirilmesi.
Geri çağırma masrafları işlemi yürüten işletmeciye aittir ve süreç nihai kullanıcıya ek bir maliyet yükleyemez.
Bu nedenle bir geri çağırma duyurusu yalnızca pazarlama birimi tarafından kaleme alınmamalıdır.
Duyuru aynı anda bir güvenlik iletişimi, düzenleyici bir belge ve olası bir davada delil niteliğindedir.
Kullanıcıları koruyacak kadar açık olmalı, ancak şirketin henüz destekleyemeyeceği teknik nedensellik iddialarında bulunmamalıdır.
9. Gönüllü düzeltici tedbir, düzenleyici riski önemli ölçüde değiştirebilir
Kanun'un en önemli hükümlerinden biri, gözden kaçması en kolay olanlardan biridir.
21(1). maddeye göre yetkili kuruluşun talep veya uyarısını almadan önce uygunsuzluğu tespit eden, uygunsuzluğu ve riski gidermek için gerekli tedbirleri (gerekiyorsa geri çağırma dâhil) gönüllü olarak alan ve uygunsuzluğu tamamen gideren iktisadi işletmeciye 7223 sayılı Kanun'da öngörülen idari yaptırımlar uygulanmaz.
Şartlar dikkatle okunmalıdır.
Kural, denetim başladıktan sonra işbirliği yapan şirketler için genel bir af değildir.
Düzeltici tedbir almanın, zarardan doğmuş tazminat taleplerini kendiliğinden ortadan kaldırdığı anlamına da gelmez.
Kural, yetkili kuruluş müdahalesinden önce yapılan gönüllü düzeltmeye ve uygunsuzluğun tamamen giderilmesine bağlanmış kanuni bir sonuçtur.
İşletme açısından önemi büyüktür.
Gerçek bir ürün sorunu tespit eden şirket; sorunun gönüllü olarak kontrol altına alınıp alınamayacağını, bildirim gerekip gerekmediğini, hangi ürün grubunun etkilendiğini ve hangi düzeltici tedbirin orantılı olduğunu hızla değerlendirmelidir.
Gecikme düzenleyici konumu değiştirebilir.
Bu, her şikâyetin derhal bir geri çağırmayı tetiklemesi gerektiği anlamına gelmez.
Ancak sistematik bir uygunsuzluğa ilişkin inandırıcı bir işaretin, kalite güvence, müşteri hizmetleri ve yönetim arasında düzenleyici kararın sahibi olmadan haftalarca beklememesi gerektiği anlamına gelir.
10. Çevrim içi satışların kendine özgü bir denetim mimarisi vardır
Türkiye, 30 Ekim 2024'te yayımlanan ve 1 Nisan 2025'ten itibaren uygulanan Uzaktan İletişim Araçlarıyla Piyasada Bulundurulan Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Hakkında Yönetmelik ile uzaktan iletişim kanallarıyla sunulan ürünler için özel bir rejim getirmiştir.
Yönetmelik, 7223 sayılı Kanun'un yerine geçmez; onunla birlikte uygulanır.
Başlıca etkileri arasında, çevrim içi ürün ilanlarında Türkçe uyarılar, güvenlik bilgileri ve uygunluk işaretleri dâhil öngörülen ürün bilgilerinin yer alması gereği vardır.
Aracı hizmet sağlayıcılar, yetkili kuruluşlarla ve kullanıcılarla iletişim için bir Ürün Güvenliği İrtibat Noktası belirlemelidir.
Belirli ürün grupları bakımından, Türkiye'deki nihai kullanıcılara sunulan bir ürünün Türkiye'de yerleşik bir iktisadi işletmecisinin bulunması da gerekir.
24 saat kuralı özellikle önemlidir.
Yetkili kuruluş, çevrim içi olarak reklamı yapılan veya satılan uygunsuz bir ürünü tespit edip öngörülen bildirimi yaparsa, ilgili içerik 24 saat içinde kaldırılmalıdır. Kaldırılmazsa ilgili içeriğe erişim engellenebilir. Bu mekanizma 7223 sayılı Kanun'un 17. maddesinde zaten yer almaktadır ve uzaktan satış rejimiyle güçlendirilmiştir.
7223 sayılı Kanun ayrıca yetkili kuruluşların kimliklerini açıklamadan çevrim içi veya diğer uzaktan alımlar yapmasına ve satın alınan ürünleri denetim numunesi olarak kullanmasına izin verir.
Platformlar için önemli olan ayrım işlevseldir.
Elektronik bir pazar yeri sağlamak, platformu kendiliğinden imalatçı veya ithalatçı yapmaz.
Ancak aynı işletme ayrıca ürün ithal ediyor, stok tutuyor, sipariş karşılama hizmeti veriyor, ürünlere kendi markasını koyuyor ya da başka bir şekilde bir iktisadi işletmecinin kanuni rolünü üstleniyorsa, hukuki çözümleme de buna göre değişir.
Şirketler grubunun iş modeline ilişkin ticari tanımı belirleyici değildir.
Belirleyici olan fiilî faaliyettir.
11. Tüketicinin ayıptan doğan hakları ile ürün sorumluluğu ayrı tutulmalıdır
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, malın ayıplı olması hâlinde tüketiciye sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım ve ayıpsız misli ile değiştirme gibi haklar tanır.
Bu haklar satım sözleşmesinin ayıplı ifasına ve tüketicinin mal bakımından haklarına ilişkindir. Uygunsuz bir ürünün yol açtığı yaralanma veya mal zararından doğan 6. madde sorumluluğuyla aynı şey değildir; düzenleyici bir geri çağırmayla da aynı şey değildir.
Bu ayrım, bir güvenlik sorununun büyük bir ürün grubunu etkilediği durumlarda kritik hâle gelir.
Bir işletme, sistematik bir güvenlik kusurunu birbirinden bağımsız garanti başvuruları dizisi gibi yönetemeyebilir.
20 tüketici şikâyette bulunmuş, ancak aynı tehlikeli bileşeni içeren 25.000 ürün hâlâ piyasadaysa, 20 bireysel talebin çözülmesi düzenleyici sorunu olduğu gibi bırakabilir.
Tersi de doğrudur.
Olağan bir kalite kusuru nedeniyle iade edilen bir ürün, kendiliğinden düzenleyici bir geri çağırma meselesi doğurmaz.
Hangi rejimin devreye gireceğini teknik olgular belirler.
12. Sözleşmeler maliyeti zincir içinde paylaştırır; emredici sorumluluğu yeniden yazmaz
İmalat, tedarik ve dağıtım sözleşmeleri son derece önemini korur.
İyi yapılandırılmış bir sözleşme şu gibi hususları düzenlemelidir:
- teknik dosya ve uygunluk değerlendirmesinden sorumluluk;
- ürün spesifikasyonları ve değişiklik yönetimi;
- test ve kalite güvencesi;
- etiketler, işaretler ve Türkçe kullanım kılavuzları;
- şikâyetlerin üst kademeye iletilmesi;
- izlenebilirlik;
- düzenleyici kurumlarla iletişim;
- satışları durdurma yetkisi;
- piyasadan çekme ve geri çağırma kararları;
- geri çağırma masrafları;
- ürün sorumluluk ve geri çağırma sigortası;
- üçüncü kişi taleplerine karşı savunma; ve
- tedarik zinciri katılımcıları arasında tazmin ve rücu.
Bu hükümler, bir olayın ekonomik sonucunun büyük kısmına nihayetinde hangi ticari tarafın katlanacağını belirleyebilir.
Emredici üçüncü kişi haklarını ise ortadan kaldıramazlar.
- madde, imalatçının veya ithalatçının kanuni tazminat sorumluluğunu yasaklanan şekilde kaldırmaya veya sınırlamaya yönelik sözleşme hükümlerini açıkça geçersiz sayar.
Bu nedenle doğru sözleşme hedefi, Türk ürün hukukunun dışına sözleşmeyle çıkmak değildir.
Hedef, kanunun izin verdiği ölçüde, kanuni hak sahibi veya yetkili kuruluş haklarını kullandıktan sonra riskin nasıl paylaştırılacağını belirlemektir.
13. İlk ciddi olay tek ve kontrollü bir olgusal kayıt başlatmalıdır
Teknik, hukuk, sigorta ve müşteri hizmetleri ekipleri olguların farklı versiyonlarıyla çalıştığında bir ürün krizini yönetmek zorlaşır.
Ciddi bir olaydan sonraki ilk öncelik genellikle delillerin korunması olmalıdır.
Olaya karışan fiziksel ürünün muhafaza altına alınması gerekebilir. Fotoğraflar, yazılım veya donanım yazılımı sürümleri, parti ve seri numaraları, test verileri, üretim kayıtları ve şikâyetler korunmalıdır. Etkilenen ürün grubu belirlenirken ilgili stokların karantinaya alınması gerekebilir.
Şirketin aynı zamanda şunları belirlemesi gerekir:
- ürüne hangi teknik düzenlemenin uygulandığı;
- her grup şirketinin veya karşı tarafın hangi kanuni rolü üstlendiği;
- benzer olayların bulunup bulunmadığı;
- dağıtımın durdurulup durdurulmayacağı;
- yetkili kuruluşla temasa geçilmesinin gerekip gerekmediği;
- gönüllü düzeltici tedbir imkânının hâlâ bulunup bulunmadığı;
- sigortacılara derhal bildirim yapılması gerekip gerekmediği; ve
- müşterilere ve dağıtıcılara hangi açıklamaların güvenli ve doğru biçimde yapılabileceği.
Ne olduğunu teknik ekip belirlemelidir.
Bu tespitten hangi sonuçların doğduğunu hukuk ekibi belirlemelidir.
İkisi de diğeri olmadan iyi işlemez.
Uluslararası bir imalatçı için bir soru daha ortaya çıkar: aynı ürün veya bileşenin başka ülkelerde de piyasada olup olmadığı.
Tek bir mühendislik sorunu çok hızlı biçimde birden fazla ülkede düzenleyici meseleye dönüşebilir.
Sonuç
Türk ürün hukuku, en iyi, biri yaralandıktan sonra başlayan bir tazminat rejimi olarak değil, bir yaşam döngüsü olarak anlaşılır.
Piyasaya girişten önce işletme, ürüne uygulanacak teknik kuralları belirlemeli, gerekli uygunluk değerlendirmesini tamamlamalı ve uygun belgeleri tutmalıdır.
Ürün piyasadayken imalatçıların, ithalatçıların ve dağıtıcıların uygunluk, şikâyetler, uyarılar, izlenebilirlik ve düzeltici tedbirler konusunda süregelen yükümlülükleri vardır.
Bir uygunsuzluk ortaya çıktığında 7223 sayılı Kanun, düzeltme ve uyarılardan durdurma, piyasadan çekme ve geri çağırmaya uzanan kademeli bir çerçeve sunar. Yetkili kuruluş müdahalesinden önce gönüllü olarak harekete geçen ve uygunsuzluğu tamamen gideren bir şirket, 21. maddedeki idari yaptırımlara karşı özel korumadan da yararlanabilir.
Zarar zaten meydana gelmişse 6. madde, diğer sorumluluk sebeplerini saklı tutarak, zararın ve uygunsuzluk ile zarar arasındaki illiyet bağının ispatını gerektiren ayrı bir tazminat rejimi kurar.
Nisan 2025'ten bu yana çevrim içi satış; ilanları, platform işbirliğini, Ürün Güvenliği İrtibat Noktalarını ve belirli ürün grupları için Türkiye'de yerleşik bir iktisadi işletmecinin varlığını düzenleyen ek bir denetim çerçevesi içinde işlemektedir.
Bu nedenle işletmeler için en önemli ayrım, yalnızca "güvenli" ve "güvensiz" ürün arasındaki ayrım değildir.
Asıl ayrım, bir ürün sorununu hâlâ yönetilebilirken tespit edip kontrol altına alabilen şirket ile tedarik zincirini ancak yetkili kuruluş, müşteri veya sigortacı bunu yaptıktan sonra yeniden kurmaya başlayan şirket arasındadır.
Terziolu & Partners Nasıl Yardımcı Olabilir
Terziolu & Partners; imalatçılara, ithalatçılara, dağıtıcılara, perakendecilere, sigortacılara, çevrim içi işletmelere ve uluslararası gruplara Türkiye ile bağlantılı ürün kaynaklı düzenleyici konularda ve uyuşmazlıklarda danışmanlık verir. Çalışmalarımız; ürünün piyasaya girişine ve uyuma ilişkin çözümlemeyi; imalatçı, ithalatçı ve dağıtıcı yükümlülüklerinin belirlenmesini; tedarik ve dağıtım düzenlemelerini; izlenebilirlik ve kayıt yapılarını; düzenleyici incelemeleri ve piyasa gözetimi süreçlerini; düzeltici tedbir, piyasadan çekme ve geri çağırma stratejisini; çevrim içi satış uyumunu; ürün sorumluluğu taleplerini; sigorta ve halefiyet konularını; tedarik zinciri katılımcıları arasındaki rücu ilişkilerini; ve birden fazla ülkeyi ilgilendiren ürün olaylarının koordinasyonunu kapsayabilir. Bu çalışmalarda düzenleme ve uyum, sigorta ve uyuşmazlık çözümü alanlarındaki deneyimimizden yararlanırız.
Bir güvenlik olayı meydana gelmişse düzenleyici yanıt, delillerin korunması, sigorta ve olası dava süreçleri kural olarak en baştan birlikte koordine edilmelidir. Hukuki konum, olgular hâlâ oluşurken en kolay korunur.
Ürün güvenliği, geri çağırma veya ürün sorumluluğu meselenizi ekibimizle görüşün.
Seçilmiş kaynaklar
Birincil mevzuat
7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu; 12 Mart 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmış, 12 Mart 2021'de yürürlüğe girmiştir. Özellikle 4 ila 12 ve 15 ila 23. maddeler (Ticaret Bakanlığı resmî metni).
Genel ürün güvenliği
Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği; 11 Mart 2021 tarihli ve 31420 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, 12 Mart 2021'de yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik, uygulanabilir bir teknik düzenlemenin bulunmadığı veya mevcut teknik düzenlemenin ilgili sağlık, güvenlik ya da risk konusunu düzenlemediği hâllerde genel ürün güvenliği şartlarını belirler.
Piyasa gözetimi ve uygunluk
Ürün Güvenliği Çerçeve Mevzuatı, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı güncel mevzuat sayfası (Eylül 2026'da erişildi). Bakanlık, 7223 sayılı Kanun'u Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği, Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Çerçeve Yönetmelik, CE İşareti Yönetmeliği ve diğer başlıca uygulama düzenlemeleriyle birlikte listeler.
Çevrim içi ve uzaktan satış
Uzaktan İletişim Araçlarıyla Piyasada Bulundurulan Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Hakkında Yönetmelik; 30 Ekim 2024 tarihli ve 32707 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, 1 Nisan 2025'te yürürlüğe girmiştir.
Ticaret Bakanlığı, Yönetmelik Uygulama Rehberi (16 Mayıs 2025'te güncellenmiştir); uzaktan satışa ilişkin ürün güvenliği rejimi için resmî uygulama rehberi.
Tüketicinin korunması
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, özellikle ayıplı mala ve tüketicinin seçimlik haklarına ilişkin hükümler (Ticaret Bakanlığı resmî yayını).
Güvensiz ürünlerin duyurulması
GÜBİS / Güvensiz Ürün Portalı, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı. Portal, resmî olarak güvensiz olduğu tespit edilen ürünleri, belirlenen risk ve uygulanan tedbirle birlikte yayımlar. Resmî kayıtlar, piyasaya arz yasağı ve piyasadan toplatma gibi tedbirleri göstermektedir.
İlgili Yazılar
- Sigorta
Türkiye'de Sigortada Kanuni Halefiyet ve Rücu: Ödemenin Ardındaki Alacağın Korunması
Sigorta tazminatının ödenmesi, sigortalının üçüncü kişiye karşı mevcut talebini sigortacıya geçirebilir; ancak bu talebi iyileştirmez. Sigortacı poliçe kapsamında tamamen geçerli bir hasarı ödeyebilir ve buna rağmen geri alımın bir sorumluluk üst sınırı, dolmuş bir zamanaşımı süresi, bir tahkim anlaşması, eksik delil veya sigortalının daha önce verdiği bir ibra ile sınırlandığını görebilir. Bu bilgi notu, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 ve 1481 inci maddeleri uyarınca kanuni halefiyeti, hasar süreci boyunca geri alım haklarının korunmasını, zamanaşımı ve yetkiyi, kısmi tazmini, riskin sözleşmesel dağılımını, çok taraflı hasarları ve sınır ötesi icrayı incelemektedir.
- Düzenleme ve Uyum
Türkiye'de Düzenleyici İncelemeler ve Şafak Baskınına Hazırlık: Şirketler için Hukuki Rehber
Düzenleyici baskı yalnızca resmi bir soruşturma başladığında yönetilmez. Şirketler; bilgi taleplerine, yerinde incelemelere, veri ihlali bildirimlerine, sektörel incelemelere, iç soruşturmalara, belge muhafazasına, şafak baskını müdahalesine, yönetim kuruluna raporlamaya ve yaptırım stratejisine, bir düzenleyici kurum kapıya gelmeden önce hazır olmalıdır.
- Uluslararası İş ve Yatırım
Türkiye'de Ticari Acentelik ve Distribütörlük Sözleşmeleri: Uluslararası İşletmeler İçin Hukuki Rehber
Ticari acentelik ve distribütörlük sözleşmeleri çoğu zaman Türkiye pazarına girişin arkasındaki ilk hukuki yapıdır. Yabancı sağlayıcılar, Türk üreticiler, markalar, distribütörler ve acenteler; ticari güven hukuki riske dönüşmeden önce münhasırlık, bölge, komisyon, hedefler, fesih, denkleştirme tazminatı, rekabet, fikri mülkiyet, ödeme riski ve uyuşmazlık çözümünü ele almalıdır.
- Sigorta
Sigorta Uyuşmazlıklarında Hukuki Süreç: Hasar, Tazminat ve Tahkim
Sigorta uyuşmazlıkları yalnızca poliçenin okunmasıyla çözülemez. Hasarın niteliği, teminat kapsamı, istisnalar, ekspertiz raporu, ispat belgeleri, rücu ihtimali, tahkim veya dava yolu birlikte değerlendirilmelidir.