Türkiye'de Geminin İhtiyati Haczi, Gemi Alacaklısı Hakları ve Teminat: Gemi Ayrılmadan Önce Deniz Alacağının Güvence Altına Alınması
Bir deniz alacaklısı esasa ilişkin her noktada haklı çıkabilir; ancak gemi çoktan ayrılmışsa yine de hiçbir tahsilat yapamayabilir. Geminin ihtiyati haczi, haczedilebilir bir malvarlığı ulaşılabilir durumda kaldığı sürece deniz alacağının fiili değerini koruyan özel bir teminat çaresidir. Bu bilgi notu; deniz alacaklarını ve gemi alacaklısı haklarını, hangi geminin haczedilebileceğini, kardeş gemi ve bağlantılı gemi sorunlarını, alacaklının göstereceği teminatı, P&I teminatı karşılığında serbest bırakmayı, haksız hacizden doğan riski, sıra cetveli önceliğini ve Türk hukuku çerçevesinde sınır ötesi icrayı açıklamaktadır.

Bir deniz alacaklısı, esasa ilişkin her noktada haklı çıkabilir ve yine de zayıf bir tahsilatla karşı karşıya kalabilir.
Bu risk, denizciliğin doğasında vardır. Başlıca malvarlığı, Türkiye'de yalnızca birkaç saat ya da gün kalan bir gemi olabilir. Sicilde kayıtlı maliki bir tek gemi şirketi olabilir. Sözleşmesel borçlu, teknik yönetici ve ticari işleten farklı kuruluşlar olabilir. Temeldeki sözleşme İngiliz hukukuna tabi olabilir, Londra tahkimini öngörebilir ve başka yerlerde bulunan sigortacıları veya P&I menfaatlerini içerebilir.
Bu koşullar karşısında geminin ihtiyati haczi, yalnızca saldırgan bir borç tahsili yöntemi değildir. Haczedilebilir bir malvarlığı ulaşılabilir durumda kaldığı sürece deniz alacağının fiili değerini korumayı amaçlayan özel bir teminat çaresidir.
Türk hukuku, başlıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 1352 ilâ 1376. maddelerinde gemi ihtiyati haczine ilişkin ayrıntılı bir düzenleme içermektedir. Türkiye ayrıca, 11 Aralık 2019 tarihinde Türkiye bakımından yürürlüğe giren 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Uluslararası Sözleşme'ye taraftır.
Kanuni çerçeve titizlik gerektirir. Haciz talep edilmeden önce davacı; deniz alacağının niteliğini, alacaktan sorumlu kişiyi, geminin mülkiyetini, alacak ile gemi arasındaki ilişkiyi, yetkili mahkemeyi ve alacaklıdan istenecek teminatı belirlemek zorundadır. Bir haciz kararı verildikten sonra ise usul hızla ilerler.
Bu nedenle haciz, yalnızca esasa ilişkin yargılama başladıktan sonra düşünülen bir geçici tedbir talebi olarak değil, uyuşmazlığın başından itibaren tahsilat stratejisinin bir parçası olarak ele alınmalıdır. Bu bilgi notu, Türkiye'de deniz ve denizcilik uyuşmazlıklarının daha geniş çerçevesine aşinalığı varsayarak, haciz çaresinin kendisine odaklanmaktadır.
1. Kanuni Eşik: Alacak, Bir Deniz Alacağı Olmalıdır
TTK'nın 1352. maddesi, gemi ihtiyati haczi rejimi bakımından deniz alacağı sayılan talepleri tanımlar.
Kanuni kategoriler geniştir. Bunlar; geminin işletilmesinden doğan zıya veya hasardan kaynaklanan alacakları; gemi işletmesiyle bağlantılı ölüm veya cismani zararları; kurtarmayı; çevre zararını; enkaz kaldırmayı; geminin kullanımına veya kirasına ilişkin sözleşmeleri; eşya veya yolcu taşımayı; yükün zıyaını veya hasarını; müşterek avaryayı; römorkajı; kılavuzluğu; geminin işletilmesi, yönetimi, korunması veya bakımı için sağlanan malzeme ve hizmetleri; gemi inşa ve tamirini; liman ve suyolu ücretlerini; gemi adamı alacaklarını; belirli masrafları; sigorta primlerini; komisyon ve acentelik ücretlerini; mülkiyet ve zilyetlik uyuşmazlıklarını; gemi ipoteğini ve benzeri ayni teminatları; ve gemi satış sözleşmelerini kapsar.
Bu nitelendirmenin önemi, 1352. madde 1353. madde ile birlikte okunduğunda ortaya çıkar.
- madde özel bir rejim kurar. Bir deniz alacağı, geminin ihtiyati haczi yoluyla güvence altına alınabilir. Aynı sonuç, kural olarak, yalnızca geminin sefere çıkmasını engelleyen bir ihtiyati tedbir veya başka bir kararla elde edilemez. Bunun aksine, 1352. maddenin dışında kalan bir alacak, bu hükümler uyarınca geminin ihtiyati haczine dayanak oluşturamaz.
Bunun sonucu olarak mahkeme, davacının alacaklı görünüp görünmediğine ilişkin genel bir soruyla ilgilenmez. Öncelikle, ileri sürülen borcun kanuni deniz alacağı rejimi kapsamına girdiğine kanaat getirmelidir.
Açık alacaklarda bu husus kolaylıkla tespit edilebilir. Diğer meselelerde, özellikle yakıt (bunker) ikmalinde, çarter düzenlemelerinde, gemi yönetim yapılarında veya birden çok sözleşmesel kuruluşu içeren işlemlerde, nitelendirme daha yakından incelenmeyi hak eder.
- madde, henüz muaccel olmamış deniz alacaklarını da düzenler. Bu hâllerde, İcra ve İflas Kanunu'nun 257(2). maddesinde belirtilen koşulların karşılanması durumunda haciz yine mümkün olabilir.
Bu nedenle kanuni nitelendirme, mümkün olduğunda, geminin Türk limanına uğrayışı başladıktan sonra aceleyle oluşturulmak yerine, gemi varmadan önce sonuçlandırılmalıdır.
2. Deniz Alacağı Her Zaman Gemi Alacaklısı Hakkı Değildir
Deniz alacağı ile gemi alacaklısı hakkı arasındaki ayrım temeldir.
-
madde, hacze dayanak olabilecek çok daha geniş alacak evrenini tanımlar. 1320. madde ise, Türk hukukundaki deyimiyle gemi alacaklısı hakkı doğuran daha dar alacak kategorisini ele alır.
-
madde, kendi kanuni kayıtları saklı kalmak üzere; gemi adamı ücretleri ve buna bağlı hakları; geminin işletilmesiyle doğrudan bağlantılı ölüm veya cismani zararları; kurtarma ücretini; belirli liman, kanal, suyolu, karantina ve kılavuzluk resimlerini; geminin işletilmesinden kaynaklanan belirli haksız fiil alacaklarını; ve müşterek avarya garame alacaklarını kapsar.
Bu ayrım, terminolojiden çok daha fazlasını etkiler.
Bir yakıt (bunker) tedarikçisi, 1320. madde kapsamında bir gemi alacaklısı hakkına sahip olmaksızın, 1352. madde kapsamında hacze dayanak olabilecek bir deniz alacağına sahip olabilir. Bir tamir veya tersane alacağı da aynı ayrımı gösterebilir.
Bu husus; mülkiyetin değiştiği, birden çok alacaklının aynı gemiyi takip ettiği veya geminin nihayetinde cebrî icra yoluyla satıldığı hâllerde önem kazanır.
Haciz teminat sağlar. Gemi alacaklısı hakkı ise, alacaklının gemi üzerindeki hakkının hukuki niteliği ve önceliği ile ilgilidir. Bu iki sorun tek bir soruna indirgenmemelidir.
TTK'nın gemi alacaklısı hakkı rejimi, 1993 tarihli Gemiler Üzerindeki İmtiyazlar ve İpotekler Hakkında Uluslararası Sözleşme'den büyük ölçüde etkilenmiştir ve yasama tarihi, Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uluslararası sözleşme çerçevesinden yararlandığını teyit etmektedir.
Bununla birlikte önemli bir kayıt söz konusudur. Türkiye, 1993 Sözleşmesi'ne katılımını tamamlamamıştır ve Birleşmiş Milletler tevdi mercii kaydında bu Sözleşme'nin mevcut tarafları arasında yer almamaktadır. Bu nedenle, iç hukuk hükümleri, 1993 Sözleşmesi yalnızca önemli bir yasama kaynağı olarak hizmet ettiği için, sanki bu Sözleşme'nin kendisi hâlihazırda Türkiye bakımından bağlayıcıymış gibi sunulmamalıdır.
3. Hangi Gemi Haczedilebilir?
Bir deniz alacağının varlığı, borçluyla ticari bağlantısı bulunan herhangi bir gemiyi haczetme yönünde genel bir hak doğurmaz.
TTK'nın 1369. maddesi, haciz çaresinin hangi gemilere karşı kullanılabileceğini düzenler.
Deniz alacağının doğduğu gemi bakımından bu hüküm, çeşitli hâlleri birbirinden ayırır. Bunlar; deniz alacağı doğduğunda geminin maliki olan kişinin şahsen sorumlu olmayı sürdürdüğü ve haczin uygulandığı sırada da malik olmaya devam ettiği hâlleri; ilgili kiracı (charterer) bakımından bunlara karşılık gelen hâlleri; bir gemi ipoteği veya benzeri ayni hakla güvence altına alınmış alacakları; geminin mülkiyeti veya zilyetliğine ilişkin uyuşmazlıkları; ve 1320. madde kapsamında gemi alacaklısı hakkı taşıyan alacakları kapsar.
Bu nedenle sicilde kayıtlı malikin kimliği büyük önem taşır.
Uluslararası denizcilik yapıları çoğunlukla mülkiyeti, işletmeyi ve yönetimi birbirinden ayırır. Bir gemi, bir şirket adına tescil edilmiş, bir diğeri tarafından ticari olarak işletiliyor, üçüncüsü tarafından teknik olarak yönetiliyor ve dördüncüsü tarafından akdedilen bir çarter kapsamında kullanılıyor olabilir. Bir filonun ticaret yaptığı isim, haciz incelemesini çözüme kavuşturmaz.
Yargılama başlatılmadan önce, güncel sicil bilgileri temin edilmeli ve sözleşme zinciri ile deniz alacağından hukuken sorumlu olan tarafın kimliğiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Geçmiş mülkiyet bilgileri de önem taşıyabilir. Sözleşmenin imzalandığı sırada yaptığı bir varsayıma dayanan bir davacı, haciz talep edildiği ana kadar malvarlığı durumunun değişmiş olduğunu görebilir.
4. Kardeş Gemi Haczi
- madde, belirli koşullarda başka bir geminin de haczine izin verir.
Kanuni koşulların karşılanması hâlinde, haciz anında deniz alacağından sorumlu kişiye ait olan başka bir gemi teminat olarak elverişli hâle gelebilir. İlgili hüküm, diğer hususların yanı sıra, deniz alacağı doğduğu sırada o kişinin durumuna bakar.
Bu durum, temeldeki işleme konu olan geminin Türkiye'den çoktan ayrıldığı veya elverişli bir yargı çevresine uğrama ihtimalinin düşük olduğu hâllerde önem taşıyabilir.
Ancak bu, aynı şirketler topluluğu içindeki her geminin haciz bakımından kardeş gemi olduğu anlamına gelmez. Ortak pay sahipleri, yöneticiler, işletenler, marka veya ticari kontrol, ortak hukuki mülkiyetle aynı şey değildir.
Bu ayrım, tek tek gemilerin çoğunlukla ayrı özel amaçlı şirketler aracılığıyla malik olunduğu bir sektörde özellikle önemlidir.
5. Bağlantılı Gemiler ve Tüzel Kişilik Perdesi
Alacaklının, aynı geniş şirket yapısı içindeki başka bir şirkete ait bir gemiye ulaşmaya çalıştığı hâllerde durum daha da güçleşir.
- madde, açık bir kanuni bağlantılı gemi rejimi kurmaz. İstisnai koşulların, mahkemenin biçimsel şirket mülkiyetinin ötesine bakmasına ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasıyla ilişkili ilkeleri uygulamasına imkân verip vermeyeceği, olağan kardeş gemi kuralından çok, sınır ötesi dolandırıcılık, varlık takibi ve dondurma stratejisinde kullanılan incelemeye nitelik olarak daha yakın, ayrı ve çok daha olaya özgü bir sorundur.
Bu konu, Türk doktrininde ayrıntılı biçimde incelenmiştir; bunlar arasında 1369. maddenin 1999 İhtiyati Haciz Sözleşmesi'nin 3(2). maddesi ışığında değerlendirilmesi ve perdenin kaldırılması ilkelerinin tek gemi şirket yapılarında bir rol oynayıp oynayamayacağının analizi de yer alır.
Uygulama açısından önemli olan nokta, bunun; başarısı şirkete ilişkin maddi olgulara ve uygulanacak Türk hukuku ilkelerine bağlı olacak, ayrı bir hukuki argüman olduğudur.
6. Geminin Bulunduğu Yer ve Türk Mahkemelerinin Yetkisi
Gemi ihtiyati haczi, doğası gereği ülkeseldir.
TTK'nın 1350. maddesi, bir geminin ihtiyati veya icrai haczinin, cebrî satışının ve bu satışın sonuçlarının, ilgili icra tedbirleri gerçekleştiği sırada geminin bulunduğu ülkenin hukukuna tabi olduğunu öngörür.
Yetkili Türk mahkemesine ilişkin kurallar da buna paralel olarak özeldir.
Türk bayraklı gemiler için 1354. madde, geminin demirlediği, bağlandığı, yanaştığı veya kızakta bulunduğu yer ile uygun hâllerde sicil yeri ya da ilgili malikin veya kiracının (charterer) yerleşim yeri dâhil olmak üzere çeşitli yetki temelleri öngörür.
Yabancı bayraklı gemiler için 1355. madde daha dardır. Haciz kararı, geminin Türkiye'de demirlediği, bir şamandıraya veya bağlama yerine bağlandığı, yanaştığı ya da kızağa alındığı yerin mahkemesi tarafından verilebilir.
Uygulamacı için sonuç pratiktir. Geminin IMO numarası, bayrağı, güncel sicili, mevcut mülkiyeti, tahmini varış zamanı (ETA), yanaşma yeri ve beklenen ayrılış zamanı, yalnızca lojistik ayrıntılar değildir. Bunlar; yargılamanın nerede başlatılabileceğini ve bir kararın hâlâ zamanında verilip icra edilip edilemeyeceğini belirleyebilir.
Bir liman uğrağı önceden biliniyorsa, hukuki hazırlığın ideal olarak varıştan önce büyük ölçüde tamamlanmış olması gerekir.
7. Yabancı Tahkim ve Türkiye'de Gemi İhtiyati Haczi
Uluslararası denizcilik sözleşmeleri çoğunlukla yabancı uygulanacak hukuk ve tahkim şartları içerir. Çarter sözleşmeleri İngiliz hukukunu ve Londra tahkimini öngörebilir. Gemi satış, finansman, inşa ve hizmet sözleşmeleri başka yabancı mahkemeleri veya hakem heyetlerini işaret edebilir.
TTK'nın 1356. maddesi, bunun bir Türk mahkemesinin haciz kararı vermesini zorunlu olarak engellemediğini açıkça kabul eder. Esasın yabancı bir mahkemenin veya hakem heyetinin yetkisine tabi olduğu ya da deniz alacağının yabancı hukukla yönetildiği hâllerde dahi, 1354 ve 1355. maddeler uyarınca belirlenen Türk mahkemeleri, teminat elde etmek amacıyla haciz kararı verme yetkisini korur. 1357. madde ise, esas hâlihazırda hakemlerin veya bir yabancı mahkemenin önünde derdest olduğunda ilgili Türk haciz yetkisini saklı tutar.
Esas forumu ile teminat forumu arasındaki bu ayrım ticari açıdan önemlidir ve geçici hukuki koruma tedbirleri ile icrayı yürüten bir uyuşmazlık çözümü ekibinin günlük işidir. Bir davacı, alacağını güvence altına almak için geminin Türkiye'de geçici olarak bulunmasından yararlanırken Londra tahkimini de yürütebilir.
Bununla birlikte iki yargılamanın koordine edilmesi gerekir. Haciz yargılamasında belirtilen davacı, güvence altına alınan tutar, temeldeki dava sebepleri ve sonradan alınan her türlü teminat aracı, esasta yürütülen davayla örtüşmelidir.
Tahkim dikkate alınmadan tasarlanan bir haciz stratejisi, özellikle gemi serbest bırakıldığında ve ikame teminat, nihayetinde verilecek her türlü hakem kararının Türkiye'de yabancı mahkeme kararlarının ve hakem kararlarının tanınması ve tenfizi yoluyla üzerinden icra edileceği başlıca malvarlığı hâline geldiğinde, sonradan güçlükler yaratabilir.
8. Deliller ve Alacaklının Göstereceği Teminat
Bir haciz talebinin geçici niteliği, delil ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
- madde, alacaklının; alacağın 1352. madde kapsamına girdiğine ve parasal tutarına ilişkin olarak mahkemeyi ikna etmeye yeterli delil sunmasını gerektirir. Neyin gerekli olacağı alacağa göre değişir.
Bir çarter meselesi; fixture recap (mutabakat özeti) veya çarter sözleşmesini, ihbarları, kira (hire) veya navlun hesap özetlerini, sürastarya (laytime) hesaplarını ve yazışmaları gerektirebilir. Bir yakıt (bunker) alacağı; satın alma zincirini, sipariş veya teyit belgelerini, yakıt teslim tutanaklarını, faturaları ve borçtan sorumlu tarafın kimliğini ortaya koyan delilleri gerektirebilir. Bir yük alacağı; konişmentoyu, ekspertiz raporlarını, teslim belgelerini, çekinceleri ve zarar ihbarlarını içerebilir ve çoğunlukla halefiyete dayalı bir sigorta uyuşmazlığı olarak yürür. Bir tamir veya tersane alacağı; temeldeki iş emrini, spesifikasyonları, teklifleri, tamamlanma kayıtlarını ve faturaları gerektirebilir. Geminin kimliğini ve güncel mülkiyetini ortaya koymak için çoğunlukla ayrı delillere ihtiyaç duyulacaktır.
Haciz talep eden taraf, ayrıca karşı teminatı da ele almalıdır. 1363. madde, bir deniz alacağı için haciz talep eden davacının kural olarak 10.000 Özel Çekme Hakkı (SDR) tutarında teminat göstermesi gerektiğini öngörür.
Mahkeme bu tutarı artırabilir. Bunu yaparken kanun, açıkça geminin günlük işletme giderlerine ve gemi sefere çıkması engellendiği sürece mahrum kalınan kazanca dikkat çeker. Davacı ayrıca indirim de talep edebilir ve 1320(1)(a) kapsamına giren gemi adamı alacaklıları teminat yükümlülüğünden muaftır.
Bu risk paylaşımı önemlidir. İşletilmekte olan ticari bir geminin haczi kısa sürede ciddi zararlara yol açabilir. Bu nedenle haczi düşünen bir davacı, yalnızca kanuni koşulların karşılanıp karşılanamayacağını değil, talebin sonradan savunulamaz çıkması hâlindeki mali sonuçları da değerlendirmelidir.
9. Haciz Kararının İcrası
Haciz kararından sonraki usuli takvim alışılmadık ölçüde önemlidir.
-
madde uyarınca alacaklı, haciz kararının icrasını karar tarihinden itibaren üç iş günü içinde talep etmek zorundadır. Alacaklı bunu yapmazsa, haciz kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.
-
madde, icra dairesinin talep üzerine haczi derhâl uygulamasını gerektirir ve haczin, icra bakımından normalde gece vakti veya resmî tatil sayılan zamanlarda da yapılmasına açıkça izin verir.
-
madde, alıkoymanın işleyişine daha da ayrıntılı girer. Bayrağı veya sicili ne olursa olsun, icra memuru haczedilen gemiyi muhafaza altına alır ve sefere çıkmasını engeller; gereken bildirimler ise duruma göre kaptana, malike, işletene veya temsilciye yapılır.
Bu, iyi hazırlanmış bir talebin arkasında hâlihazırda bir icra planının bulunması gerektiği anlamına gelir. Yetkili icra dairesi, geminin konumu, icra için gereken belgeler ve ilgili operasyonel irtibat kişileri, ilk kez mahkeme kararını verdikten sonra belirlenmemelidir.
Kanuni süre, icranın ötesinde de işlemeye devam eder. 1376. madde, ihtiyati haczi tamamlamak için gereken işlemler bakımından İcra ve İflas Kanunu'nun 264. maddesindeki süreleri değiştirerek, gemi ihtiyati haczi meselelerinde bir aylık bir süre öngörür.
Önemli bir alacak bakımından haciz, icrası ve haczi ayakta tutmak için gereken işlemler, bu nedenle üç ayrı talimat olarak değil, tek bir usuli süreç olarak ele alınmalıdır.
10. Geminin Serbest Bırakılması ve İkame Teminat
Haczedilen bir geminin, esas nihai olarak çözüme kavuşana kadar alıkonulmuş kalması kural olarak gerekmez.
1370 ilâ 1374. maddeler, geminin serbest bırakılabileceği veya haczin teminat karşılığında kaldırılabileceği çerçeveyi düzenler. 1370. madde uyarınca gemi, belirli hâllerde, gerekli değer veya kabul edilebilir teminat sağlanması koşuluyla, haciz geçerliliğini korurken borçluya veya üçüncü kişi zilyede bırakılabilir. 1371. madde, malikin veya borçlunun; geminin değerine ilişkin kanuni sınırlama saklı kalmak üzere, deniz alacağı, faiz ve masraflar için yeterli teminat göstererek haczin kaldırılmasını talep etmesine imkân tanır.
-
madde, tarafların teminatın şeklini ve tutarını kendilerinin kararlaştırmasına imkân tanır. 1373. madde ise, geminin serbest bırakılması için teminat gösterilmesinin; bir sorumluluk ikrarı ya da itirazlardan, savunmalardan veya sorumluluğu sınırlama haklarından feragat olarak yorumlanmayacağını açıklığa kavuşturur.
-
maddenin gerekçesi özellikle aydınlatıcıdır. Meclis belgeleri, P&I kulüplerinin bu tür teminatı taahhütname yoluyla sağlama uygulamasına açıkça atıf yapar ve birçok deniz alacaklısının bu tür teminatı kabul ettiğini teslim eder. Bu, her P&I taahhütnamesini kendiliğinden kabul edilebilir kılmaz. Şartlar önemlidir ve kabul edilebilirlikleri, alacaklının serbest bırakmaya rıza göstermeden önce değerlendirmesi gereken deniz sigortası ve P&I meselelerine bağlıdır.
Gemi bir kez sefere çıktığında, ikame teminat davacı için geminin kendisinden daha önemli olabilir. Uyuşmazlığa bağlı olarak; güvence altına alınan tutara, faize, yargılama giderlerine, para birimine, süreye, sona erme tarihine, uygulanacak hukuka, yetkiye, indirim hükümlerine, lehtarın kimliğine, kapsanan yargılamalara ve ödemenin talep edilebileceği hâllere dikkatle özen gösterilmelidir. Aynı düzenleme kaygılarının birçoğu, ikame teminat olarak kullanılan talep garantileri ve taahhütnameler bakımından da ortaya çıkar.
Aceleyle müzakere edilen bir teminat aracı, gemi malikinin ticari konumunu korurken alacaklının tahsilat konumunu gereksiz yere zayıflatabilir. Bu nedenle serbest bırakma aşaması, haczin kendisiyle aynı düzeyde hukuki özen görmelidir.
11. Yeniden Haciz ve Ek Teminat
Türk hukuku, aynı deniz alacağı için tekrarlanan haczi de sınırlar.
- madde, bir gemi haczedilip serbest bırakıldığında veya teminat hâlihazırda elde edildiğinde, aynı alacak için tekrarlanan haczin yalnızca hükümde belirtilen hâllerde mümkün olduğu yönündeki genel kuralı koyar. Bu istisnalar; önceki teminatın yetersiz kalması, teminatı sağlayan kişinin ilgili yükümlülüğü ifa etmemesi ya da ifa edemez hâle gelmesi veya önceki serbest bırakmanın kanunca tanınan koşullarda gerçekleşmiş olması hâllerini kapsar. Hüküm ayrıca, aynı deniz alacağı için haczedilebilir başka bir geminin takip edilebileceği hâlleri de düzenler.
Bu husus, ikame teminat müzakere edilirken önem taşır. Bir haczi kaldırmaya karar veren davacı, yalnızca teminatın önerildiği gün yeterli görünüp görünmediğini değil, o teminatın sonradan ayıplı veya etkisiz çıkması hâlinde elinde hangi çarelerin kalacağını da anlamalıdır.
12. Haksız Haciz
Gemi ihtiyati haczi, bu çarenin başarısız biçimde takip edildiği hâllerde kaçınılmaz olarak buna karşılık gelen bir risk taşır.
-
madde, nihayetinde başarısız olan haciz alacaklısına karşı açılacak tazminat taleplerini düzenler. Tazminat davasında yetkiyi haciz kararını veren mahkemeye verir ve esasın yerli ya da yabancı bir mahkeme veya hakem heyeti önünde derdest olduğu hâllerde, bu yargılamaların sonucunun tazminat davası bakımından bir bekletici sorun oluşturduğunu öngörür.
-
maddenin kendisinin ne yaptığını abartmamak önemlidir. Hüküm, esas itibarıyla yetkiyi ve tazminat yargılaması ile temeldeki esas arasındaki ilişkiyi düzenler. Tek başına, haksız hacizden doğan sorumluluğun her maddi koşulunun eksiksiz bir ifadesi değildir. Bu koşulların, uygulanabilir diğer kurallarla birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Davacı açısından pratik sonuç önemini korur. Haciz, yalnızca malik üzerinde ticari baskı oluşturduğu için kullanılmamalıdır. Davacının; deniz alacağının nitelendirilmesi, talep edilen tutar, şahsi sorumluluk, gemi mülkiyeti, haczedilebilirlik ve yetki konularında savunulabilir bir konumu bulunmalıdır.
Malik açısından da aynı şekilde, ağır ticari aksama tek başına haczin hukuken haksız olduğunu ortaya koymaz.
13. Haciz, Gemi Alacaklısı Hakları ve Öncelik
Başarılı bir haciz, gemi üzerinde teminat kurar. Ancak gemi sonradan cebrî icra ve satışa girerse, haciz alacaklısının sıra cetvelindeki yerini tek başına belirlemez. Bu ayrımın önemli ekonomik sonuçları olabilir.
Gemi; gemi alacaklısı haklarına, tescilli ipoteklere ve diğer haklara konu olabilir. Diğer alacaklılar, sıra cetvelinde haciz alacaklısının önünde yer alabilir. TTK, gemi alacaklısı hakları ve gemiye ilişkin icra bakımından ayrıntılı bir öncelik yapısı içerir. 1321. madde, 1320. madde kapsamındaki alacaklar için gemi üzerinde doğan kanuni gemi alacaklısı hakkını düzenlerken, sonraki icra hükümleri satış bedelinin paylaştırılmasını ele alır.
Bu nedenle bir davacının, geminin piyasa değerinden fazlasını göz önünde bulundurması gerekir. Talep edilen tutardan çok daha değerli bir gemi, ağır biçimde finanse edilmiş ve üstün sıradaki alacaklara konu ise yine de zayıf bir teminat olabilir. Bunun aksine, teminatsız bir deniz alacaklısı dahi, malikin gemiyi derhâl serbest bıraktırma ihtiyacının tatmin edici bir ikame teminata yol açtığı hâllerde, hacizden önemli bir ticari değer elde edebilir.
Haczin hukuken mümkün olup olmadığı ile ekonomik olarak değip değmediği farklı sorulardır. Gemi alacaklısı hakkı incelemesinin, gemi çoktan haczedilmiş olduktan sonra değil, meselenin başında yapılması gerekmesinin bir nedeni de budur.
14. Türkiye ve Uluslararası Sözleşme Çerçevesi
Sözleşmelere ilişkin durum doğru biçimde ortaya konulmalıdır.
1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Uluslararası Sözleşme, uluslararası düzeyde 14 Eylül 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, katılma belgesini 11 Eylül 2019 tarihinde tevdi etmiş ve Sözleşme, Türkiye bakımından 11 Aralık 2019 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Türkiye ayrıca, 8. madde uyarınca bir beyanda bulunarak, taraf olduğu 1926 tarihli Devlete Ait Gemilerin Muafiyetine İlişkin Uluslararası Sözleşme'ye ve bunun 1934 tarihli Ek Protokolü'ne öncelik tanıma hakkını saklı tutmuştur. Bu beyan, daha az rastlanan ancak potansiyel olarak önemli olan, devlete ait bir gemiyi ve muafiyet sorunlarını içeren durumlarda önem kazanabilir.
1993 tarihli Gemiler Üzerindeki İmtiyazlar ve İpotekler Hakkında Uluslararası Sözleşme ise farklı bir konumdadır. TTK'nın gemi alacaklısı hakkı hükümleri büyük ölçüde 1993 Sözleşmesi tarafından şekillendirilmiş olsa da, Birleşmiş Milletler'in güncel tevdi mercii kaydı, Türkiye'yi bu Sözleşme'nin tarafları arasında göstermemektedir. Bu nedenle iç hukuk kuralları ile sözleşmesel taraf durumu ayrı ayrı incelenmelidir.
15. Sınır Ötesi Deniz Alacağı Tahsil Stratejisi
Önemli bir deniz alacağı nadiren tek bir hukuk sistemine aittir. Gemi Türkiye'de olabilir. Sicilde kayıtlı malik başka bir yerde kurulmuş olabilir. Bayrak; Liberya, Marshall Adaları veya başka bir yargı çevresine ait olabilir. Çarter sözleşmesi İngiliz hukukuna tabi olabilir ve Londra'da tahkim öngörebilir. P&I sigortacısı başka bir yerde bulunabilir. Bir ipotek yurt dışında tescil edilmiş olabilir.
Bu unsurların hiçbiri tek başına incelenmemelidir. Bunları birlikte yönetmek, uluslararası meselelerde sınır ötesi hukuki koordinasyonun özüdür. Haciz yoluna gidilmeden önce, vekilin kural olarak şu hususları anlaması gerekir:
- deniz alacağının hukuki dayanağı ve tutarı;
- borçtan şahsen sorumlu olan taraf;
- geminin mevcut ve geçmiş mülkiyeti;
- alacağa konu geminin veya nitelikleri taşıyan başka bir geminin haczedilip haczedilemeyeceği;
- temeldeki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk;
- esasın karara bağlanacağı forum;
- ipotekler, gemi alacaklısı hakları ve diğer önemli takyidatlar;
- haciz alacaklısından istenecek teminat;
- muhtemel sigortacı veya P&I katılımı;
- serbest bırakma için kabul edilebilir olacak teminat; ve
- nihayetinde verilecek her türlü mahkeme kararının, hakem kararının veya sulhün nasıl ödemeye dönüştürüleceği.
Geminin Türk limanına uğrağı önceden biliniyorsa, bu işin büyük kısmı varıştan önce tamamlanabilir ve bu belirleyici olabilir. Gemi hâlâ Türkiye'ye yaklaşırken; sicil belgeleri incelenebilir, 1352. madde dayanağı belirlenebilir, 1369. maddedeki mülkiyet koşulları sınanabilir, deliller toplanabilir ve davacının kendi teminat düzenlemeleri hazırlanabilir. Gemi vardıktan sonra ise, mevcut zaman, alacağın temel yapısını keşfetmek yerine kurulmuş bir stratejiyi uygulamaya harcanmalıdır.
Sonuç
Türkiye'de bir geminin haczi, kendi maddi ve usuli kurallarıyla yönetilen özel bir teminat çaresidir. Güçlü bir temel alacak yeterli değildir.
Alacak, 1352. madde kapsamında nitelikli olmalıdır. Doğru gemi, 1369. madde uyarınca belirlenmelidir. Gemi ulaşılabilir durumdayken yetki mevcut olmalıdır. 1362. madde kapsamındaki delil koşulu ile 1363. madde kapsamındaki alacaklı teminatı koşulu karşılanmalıdır. Karar verilirse, icra, 1364. maddede öngörülen üç iş günlük süre içinde talep edilmelidir.
Bu acil koşulların ötesinde daha önemli bir stratejik soru yatar: hacizden sonra ne olur? Alacaklı için amaç, kural olarak, alacağı yargılama veya tahkim boyunca ve nihai tahsilata kadar taşıyabilecek bir teminat elde etmektir. Malik, kiracı ve sigortacılar için amaç ise, haciz riskini hızla tespit etmek, kanuni koşulların karşılanıp karşılanmadığını sınamak ve uygun hâllerde, esasa ilişkin savunmayı zedelemeksizin serbest bırakma sağlamaktır.
Bu nedenle en güçlü gemi haczi stratejisi, haciz yargılamasını; mülkiyet incelemesi, esas forumu, ikame teminat, alacaklı önceliği ve nihai icra ile birbirine bağlar. Hareketli bir malvarlığını içeren bir uyuşmazlıkta, bu sorular makul biçimde esas karara bağlanana kadar ertelenemez.
Terziolu & Partners Nasıl Yardımcı Olabilir
Terziolu & Partners; Türkiye'yi ilgilendiren deniz uyuşmazlıkları ve icra meselelerinde gemi maliklerine, kiracılara (charterer), yük ilgililerine, sigortacılara, kredi verenlere, tersanelere, tedarikçilere ve diğer ticari taraflara danışmanlık sunar.
Büronun çalışmaları; gemi haczi ve serbest bırakma yargılamalarını, çarter ve yük uyuşmazlıklarını, yakıt (bunker) ve ikmal alacaklarını, tersane ve tamir uyuşmazlıklarını, gemi alacaklısı hakları ve öncelik sorunlarını, gemi mülkiyeti ve kardeş gemi incelemesini, P&I ve sigorta koordinasyonunu, Türk geçici hukuki koruma tedbirleriyle desteklenen yabancı tahkimi ve sınır ötesi icra ve tahsilatı kapsar.
Bir deniz uyuşmazlığı yargı çevrelerine yayıldığında büro, Türk teminat ve icra konumunu; uygulanacak hukuk, sözleşmesel forum ve ilgili yabancı yargılamalarla koordine eder. İstanbul ekibimiz, gerektiğinde müvekkilin yurt dışındaki tahkim ve icra vekilleriyle birlikte çalışarak Türkiye'yi ilgilendiren deniz meselelerini yürütür. Alacağınızla bağlantılı bir gemi bir Türk limanına doğru yol alıyorsa, gemi varmadan önce stratejiyi şekillendirmek için hâlâ zaman varken bizimle görüşün.
Seçilmiş Kaynaklar ve İleri Okuma
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle 1320–1327 ve 1350–1376. maddeler; 14 Şubat 2011 tarihli ve 27846 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır; resmî metin Adalet Bakanlığı aracılığıyla erişilebilir.
- Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, 96 Sıra Sayılı; gemi alacaklısı hakları, gemi haczi ve teminata ilişkin yasama gerekçelerini içerir.
- 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Uluslararası Sözleşme, Birleşmiş Milletler Andlaşma Külliyatı; Türkiye'nin 11 Eylül 2019 tarihli katılımını, Sözleşme'nin Türkiye bakımından 11 Aralık 2019 tarihinde yürürlüğe girişini ve Türkiye'nin 8. madde beyanını içerir.
- 1993 tarihli Gemiler Üzerindeki İmtiyazlar ve İpotekler Hakkında Uluslararası Sözleşme, Birleşmiş Milletler Andlaşma Külliyatı, tarafların güncel durumu.
- Cüneyt Süzel, "Gemi Alacaklısı Hakkı ve Gemi İpoteği Hakkında 1993 Cenevre Sözleşmesinin Cebrî İcra Hukukuna Etkileri", DEHUKAM Deniz Hukuku Dergisi, Cilt 7, Sayı 2 (2024).
- Ecehan Yeşilova Aras, "Bağlantılı Geminin İhtiyati Haczi Yolunda Perdenin Kaldırılması Teorisi", İstanbul Hukuk Mecmuası, Cilt 79, Sayı 4 (2021), s. 1103–1125.
Bu yayın yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Gemi haczi ve deniz icrası büyük ölçüde olaya özgüdür. Geminin konumu, bayrağı, mülkiyeti, sözleşmesel yapısı, alacağın nitelendirilmesi, uygulanacak hukuk, yarışan teminat menfaatleri ve usuli süreler, somut meselenin koşullarına göre değerlendirilmelidir. Türk, İngiliz veya başka bir yargı çevresinin hukukunun devreye girdiği hâllerde, uygun niteliklere sahip bir hukukçudan tavsiye almak gerekebilir.
İlgili Yazılar
- Deniz Hukuku
Türkiye'de Deniz ve Denizcilik Uyuşmazlıkları: Yük, Çarter Partisi ve Gemi Talepleri İçin Hukuki Rehber
Deniz uyuşmazlıkları hız, delil disiplini ve ticari gerçekliğin net biçimde anlaşılmasını gerektirir. Türkiye'de yük talepleri, çarter partisi uyuşmazlıkları, gemi haczi, sürastarya, deniz sigortası ve limanla ilgili meseleler, hem hukuki titizlik hem de sektör bilgisiyle yönetilmelidir.
- Uyuşmazlık Çözümü
Türkiye'de Yabancı Mahkeme Kararlarının ve Hakem Kararlarının Tenfizi
Yabancı mahkeme kararları ve hakem kararları Türkiye'de kendiliğinden icra edilemez. Alacaklılar, yatırımcılar ve uluslararası işletmeler; yurt dışında dava açmadan ya da Türkiye'deki mal varlığından tahsilat aramadan önce tanıma ve tenfiz sürecini anlamalıdır.
- Sigorta
Sigorta Uyuşmazlıklarında Hukuki Süreç: Hasar, Tazminat ve Tahkim
Sigorta uyuşmazlıkları yalnızca poliçenin okunmasıyla çözülemez. Hasarın niteliği, teminat kapsamı, istisnalar, ekspertiz raporu, ispat belgeleri, rücu ihtimali, tahkim veya dava yolu birlikte değerlendirilmelidir.
- Uluslararası İş ve Yatırım
Akreditifler, Talep Garantileri ve Ticaret Finansmanı Uyuşmazlıkları: Parayı Belgeler Yönettiğinde
Ticaret finansmanında banka genellikle anlatılan hikâyeye ödeme yapmaz. Belgelere ödeme yapar. Akreditifler, talep garantileri, teminat akreditifleri ve performans teminat mektupları uluslararası ticareti daha hızlı ve daha finanse edilebilir kılabilir; ancak küçük bir belge hatasını ödememeye, saldırgan bir garanti çağrısını anında nakit kaybına ya da bir sevkiyat uygunsuzluğunu tam anlamıyla ticari bir uyuşmazlığa dönüştürebilir. Bu bilgilendirme, ihracatçıların, ithalatçıların, yüklenicilerin, bankaların ve sigortacıların para hareket etmeden önce bu araçları nasıl değerlendirmesi gerektiğini açıklıyor.