İstanbul ile Londra Arasında Paralel Davalar: Dava Yasağı Kararları, Derdestlik ve Mahkemeye Yarış

Türkiye–Birleşik Krallık arasındaki bir uyuşmazlık iki ülkenin mahkemesine birden taşındığında, mahkemelerden hiçbiri diğerine yol vermek zorunda değildir. Türk mahkemeleri İngiltere'de derdest bir davayı derdestlik saymaz; İngiliz mahkemeleri ise Londra tahkim veya yetki şartına aykırı olarak Türkiye'de açılmış bir davayı durdurmasını tarafa emredebilir. Sonucu çoğu zaman şartın kendisi, tarafların nerede yakalanabileceği ve ilk birkaç haftada atılan adımlar belirler.

Terziolu & Partners24 dk okuma
İstanbul ile Londra Arasında Paralel Davalar: Dava Yasağı Kararları, Derdestlik ve Mahkemeye Yarış

Türkiye–Birleşik Krallık arasındaki sözleşmelerin çoğu uyuşmazlıklar için tek bir yargı yeri belirler. Uygulamada ise böyle bir sözleşmeden doğan uyuşmazlık aynı anda iki mahkemenin önüne gelebilir: İstanbul'daki bir asliye ticaret mahkemesi ve Londra'daki High Court.

Bu genellikle iki şekilde olur. Taraflardan biri, şarttan şüphe ettiği, yerel mahkemeyi tercih ettiği veya malvarlığına hızla ulaşmak istediği için, Londra tahkim ya da yetki şartına rağmen Türkiye'de dava açar. Ya da hakları sözleşmeden türeyen üçüncü bir kişi, örneğin halefiyet hakkını kullanan bir sigortacı veya bir Türk kanununa dayanarak doğrudan dava açan zarar gören, Türkiye'de dava açar.

Mahkemelerden hiçbiri diğerine yol vermek zorunda değildir. Türkiye ile Birleşik Krallık arasında yargı yetkisi veya kararların tanınmasına ilişkin bir antlaşma yoktur. Türkiye, artık Birleşik Krallık'ta uygulanan 2005 tarihli Lahey Yetki Anlaşmaları Sözleşmesi'ne de 2019 tarihli Lahey Kararlar Sözleşmesi'ne de taraf değildir. Bu nedenle her mahkeme kendi kurallarını uygular.

Bu kurallar farklı yönleri gösterir. Türk mahkemesi İngiltere'de derdest bir davayı durmak için sebep saymaz. İngiliz mahkemesi ise İngiliz şartına aykırı olarak Türkiye'de açılmış davayı sona erdirmesini tarafa emredebilir.

Bu makale, iki sistemin paralel davalara nasıl yaklaştığını ve dava yasağı kararının Türkiye'de dava yürüten bir tarafa karşı neyi sağlayıp neyi sağlayamayacağını açıklıyor. Ardından tanıma hukukunun, sonunda hangi kararın önem taşıyacağını nasıl belirlediğini gösteriyor. Son olarak sonucu çoğu zaman belirleyen sözleşme ve ilk usul kararlarına değiniyor. Makale, şartın kendisini ele alan Türkiye–Birleşik Krallık sözleşmelerinde tahkim şartları incelememizin üzerine kuruludur.

1. Aynı uyuşmazlığa iki mahkeme bakabilir ve hiçbiri yol vermek zorunda değildir

AB üye devletleri arasında hangi mahkemenin önce bakacağını Brüksel I (yeniden düzenlenmiş) Tüzüğü belirler. Birleşik Krallık ile Türkiye arasında bunun bir karşılığı yoktur.

2005 tarihli Lahey Yetki Anlaşmaları Sözleşmesi, taraf devletlerin mahkemelerini münhasır yetki anlaşmalarına uymakla yükümlü kılar. Birleşik Krallık bu Sözleşme'yi 1 Ocak 2021'den beri kendi adına uygulamaktadır. Türkiye ise Sözleşme'yi ne imzalamış ne de onaylamıştır. Birleşik Krallık bakımından 1 Temmuz 2025'te yürürlüğe giren 2019 tarihli Lahey Kararlar Sözleşmesi için de durum aynıdır.

Sonuç olarak her mahkeme kendi yetkisine kendi hukukuna göre karar verir. Türk mahkemesi 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'u (MÖHUK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu (HMK) uygular. İngiliz mahkemesi ise yetkiye ilişkin common law kurallarını, yurt dışına tebligata ilişkin usul kurallarını ve hakkaniyete dayalı ihtiyati tedbir yetkisini uygular.

Her mahkeme, kendi hukukuna göre haklı olarak, yetkili olduğu sonucuna varabilir. Hiçbirinin diğerini bekleme yükümlülüğü yoktur.

2. Türk mahkemesi aynı dava yurt dışında görülüyor diye durmaz

HMK'nın 114. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine göre aynı davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması her davanın dava şartıdır. Aynı dava Türkiye'de zaten görülmekteyse Türk mahkemesi ikinci davayı reddeder.

Bu kural yabancı yargılamalara genişletilmemiştir. MÖHUK yabancı derdestliğe ilişkin genel bir kural içermez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 11 Mart 2021 tarihli kararında, alt derece mahkemelerinin reddettiği bir menfi tespit davasını incelemiştir. Ret gerekçesi, aynı uyuşmazlığın Almanya'da Tübingen'deki bir mahkemede görülmekte olmasıydı. Daire, MÖHUK'ta milletlerarası derdestliğe ilişkin bir düzenleme bulunmadığını belirterek ret kararını bozmuştur. Yabancı davayı derdestlik sebebi saymanın Türk mahkemelerinin yetkisini kısıtlayacağını ve Alman kararının Türkiye'de tanınıp tanınmayacağının belli olmadığını da eklemiştir.

Yargıtay'ın başka daireleri de aynı yaklaşımı benimsemiştir; bununla birlikte bazı somut olaylarda yabancı yargılamayı bekletici mesele yapan kararlar da vardır.

İstanbul'da dava edilen taraf için pratik sonuç açıktır. İngiltere'de derdest bir dava veya Londra'da süren bir tahkim, tek başına Türkiye'de bir savunma değildir.

Savunma şartın kendisindedir. MÖHUK'un 47. maddesinin birinci fıkrası, taraflara yabancılık unsuru taşıyan bir borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesini kararlaştırma imkânı verir; yeter ki anlaşma yazılı delille ispat edilebilsin. Taraflar bunu geçerli şekilde kararlaştırmışsa dava, ancak yabancı mahkeme kendisini yetkisiz sayarsa veya davalı yetki itirazında bulunmazsa Türk mahkemesinde görülür.

Tahkim şartı da benzer şekilde işler. HMK'nın 413. maddesi ile 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun (MTUK) 5. maddesine göre, geçerli bir tahkim anlaşmasının kapsamına giren davada davalı tahkim itirazında bulunursa Türk mahkemesi davayı usulden reddeder.

Yetki şartının sağladığı korumanın sınırları vardır. MÖHUK'un 47. maddesinin ikinci fıkrasına göre, 44 ila 46. maddelerin iş, tüketici ve sigorta sözleşmesi uyuşmazlıklarında Türk mahkemelerine tanıdığı yetki anlaşmayla bertaraf edilemez. Sigortada bu, esas işyeri ya da sözleşmeyi yapan şubesi veya acentesi Türkiye'de bulunan sigortacıya karşı açılan davaları kapsar. Sigorta ettiren, sigortalı veya lehtara karşı açılan ve onların Türkiye'deki yerleşim yeri veya mutad meskeni mahkemesinde görülmesi gereken davaları da kapsar. Türk mahkemesinin gözünde poliçedeki İngiliz yetki şartı bu yetkiyi ortadan kaldırmaz. Bu sınırlar yetki anlaşmalarına ilişkindir; tahkim şartları ise tahkim kurallarına göre değerlendirilir.

Yetki itirazı da tahkim itirazı da HMK'nın 116. maddesi kapsamında ilk itirazdır. Her ikisi de cevap dilekçesinde, olağan olarak tebliğden itibaren iki hafta içinde ileri sürülmelidir. Bunları kaçıran veya ileri sürmeden esasa cevap veren davalı, Türkiye'de şartın korumasını kaybeder.

3. İngiliz dava yasağı kararı Türk mahkemesine değil tarafa yöneliktir

İngiliz mahkemesinin, İngiliz şartına aykırı olarak yabancı ülkede açılan davalara cevabı dava yasağı kararıdır (anti-suit injunction).

Bu yetki 1981 tarihli Senior Courts Act'in 37. maddesinin birinci fıkrasından gelir. Hüküm, High Court'a haklı ve uygun göründüğü her durumda tedbir kararı verme yetkisi tanır. Karar yabancı davayı yürüten tarafa yöneliktir. O taraftan davayı sona erdirmesini veya hiç açmamasını, bazen de yapılmış başvuruları geri çekmesini ister.

Karar Türk mahkemesine hitap etmez ve Türk mahkemesi onunla bağlı değildir. Karar ayrıca, MÖHUK'un kesinleşmiş hukuk ilamlarına uygulanan 50. maddesi uyarınca Türkiye'de tenfiz edilebilecek, esasa ilişkin kesinleşmiş bir karar da değildir.

Kararın gücü, uyulmamasının sonuçlarındadır. Karara rağmen yabancı davayı sürdüren taraf, İngiliz mahkemesine karşı itaatsizlik (contempt of court) içine girer. Mahkeme para cezası verebilir, İngiltere'deki malvarlığına el konulmasına karar verebilir ve taraf gerçek kişiyse ya da yetki alanı içindeki kişiler aracılığıyla hareket ediyorsa bu kişilerin hapsine hükmedebilir. Kararın ihlali, tarafın İngiltere'deki yargılamadaki konumunu da etkileyebilir.

Bu nedenle karar, İngiltere'de kaybedecek bir şeyi olan tarafa karşı en etkilidir: malvarlığı, bir şube, İngiliz müşterilerden alacaklar, İngiliz limanlarına uğrayan gemiler ya da İngiltere'ye seyahat eden yöneticiler ve çalışanlar. İngiltere ile hiçbir bağlantısı olmayan bir tarafa karşı pratik etkisi sınırlı kalabilir; ancak 9. bölümde ele alınan tanıma sorunları bakımından yine de önemlidir.

Türk mahkemesinin kendisinin bir tarafa yabancı ülkede dava yürütmeyi yasaklayıp yasaklamayacağı yayımlanmış bir kararda denenmemiştir. Türk usul hukukunda dava yasağına özgü bir koruma yolu yoktur. Bazı uygulamacılar ihtiyati tedbire ilişkin genel kuralların ilke olarak kullanılabileceğini ileri sürmüştür; ancak bu korumanın elde edilebileceği varsayılmamalıdır.

4. Şartın ihlali, dava yasağı kararının en güçlü dayanağıdır

İngiliz hukuku dava yasağı kararı için iki temel dayanak tanır.

Birincisi, ticari uyuşmazlıklarda çok daha yaygın olanı, sözleşmesel bir hakkın korunmasıdır. Yargılama münhasır bir İngiliz yetki şartını veya tahkim şartını ihlal ediyorsa İngiliz mahkemesi normalde dava yasağı kararı verir. Şartı ihlal eden taraf, kararın neden verilmemesi gerektiğine dair güçlü sebepler göstermek zorundadır. İstinaf Mahkemesi (Court of Appeal) tahkim şartları için yaklaşımı 1995'te The Angelic Grace kararında ortaya koymuştur. Lordlar Kamarası ise münhasır yetki şartları için "güçlü sebepler" ölçütünü 2001'de Donohue v Armco kararında teyit etmiştir.

Tahkim anlaşması olumsuz bir taahhüt de içerir: başka yerde dava açmamak. Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi (Supreme Court) AES Ust-Kamenogorsk v Ust-Kamenogorsk JSC (2013) kararında, ortada başlamış veya düşünülen bir tahkim olmasa bile mahkemenin bu taahhüdü dava yasağı kararıyla uygulatabileceğine hükmetmiştir.

Enka v Chubb (2020) davasında Türk yüklenici Enka, santral sahibinin sigortacısı tarafından Londra tahkim şartına aykırı olarak Rusya'da açılan davayı durduran bir karar elde etmiştir. Dava daha çok tahkim anlaşmasına uygulanacak hukuka ilişkin kurallarıyla bilinir; bu kurallar sonradan kanunla değiştirilmiştir. Karar, İngiliz mahkemelerinin Londra tahkim şartını yabancı yargılamalara karşı koruma isteğini de teyit etmiştir.

İkinci dayanak, uygulanacak bir şart bulunmayan durumlar içindir. Bu durumda başvuran, yabancı yargılamanın kötüye kullanma niteliğinde veya ezici (vexatious or oppressive) olduğunu ve İngiliz mahkemesinin konuda yeterli menfaati bulunduğunu göstermelidir. Lordlar Kamarası Airbus Industrie v Patel (1999) kararında devletlerarası nezaketin (comity) rolünü vurgulamış ve İngiltere'nin uyuşmazlıkla bağlantısı bulunmayan bir durumda yargılamayı durdurmayı reddetmiştir. Bu yol çok daha seyrek başarılı olur.

Türkiye–Birleşik Krallık uyuşmazlıklarında bu fark belirleyicidir. Açıkça kaleme alınmış bir Londra tahkim şartına veya münhasır İngiliz yetki şartına sahip taraf güçlü bir konumdadır. Yalnızca Türk yargılamasının elverişsizliğine dayanan taraf ise değildir.

5. Yusuf Cepnioglu: P&I kulübüne karşı Türkiye'de doğrudan dava

Türk yargılamalarına ilişkin en öğretici İngiliz kararı sigortayla ilgilidir.

Mart 2014'te konteyner gemisi Yusuf Cepnioglu, Yunanistan'ın Mikonos adası açıklarında karaya oturmuş ve tam ziyaa uğramıştır. Gemi sahibi, kuralları İngiliz hukukunu ve Londra'da tahkimi öngören Lüksemburg merkezli bir P&I kulübüne sigortalıydı. Kurallarda ayrıca, kulübün ancak üye talebi kendisi ödedikten sonra ödeme yapacağını öngören "önce öde, sonra tahsil et" (pay to be paid) şartı da vardı.

Türk zaman çarteri kiracıları, Türk mahkemelerinde kulübün kendisine karşı açmayı planladıkları davanın teminatı olarak kulübün Türkiye'deki malvarlığına ihtiyati haciz konulmasını istediler. Dayanakları, zarar görene zararının sigorta bedeline kadar olan kısmını doğrudan sorumluluk sigortacısından isteme hakkı veren Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1478. maddesiydi.

Kulüp Londra'da, hem Türkiye'deki ihtiyati haciz yargılamasını hem de esasa ilişkin planlanan Türk davasını kapsayan bir dava yasağı kararı aldı. Kiracılar, haklarının sigorta sözleşmesinden değil bir Türk kanunundan doğduğunu ve devletlerarası nezaketin İngiliz mahkemesinin Türkiye'de devam etmelerine izin vermesini gerektirdiğini savundu.

İstinaf Mahkemesi buna katılmadı ve Nisan 2016'da istinaf başvurusunu reddetti. Türk hukukuna ilişkin delillere göre kiracıların hakkı büyük ölçüde sigorta sözleşmesinin şartlarıyla belirleniyordu. Bu nedenle hak, özü itibarıyla sözleşmeyi uygulatma hakkıydı ve sözleşmesel bir hakkı uygulatan taraf sözleşmenin Londra tahkim şartını da kabul etmek zorundaydı. İstinaf hâkimi Longmore, bu tür davalarda devletlerarası nezaketin pek yardımcı olmadığını, çünkü hangi ülkenin diğerine yol vermesi gerektiğinin hiçbir zaman belli olmadığını belirtti. Her mahkeme diğerinin kuralına yol verseydi uyuşmazlık hiçbir yerde karara bağlanmazdı.

Davanın önemi denizciliğin çok ötesine geçer. Türk hukuku sorumluluk sigortacılarına karşı birden fazla alanda doğrudan dava hakkı tanır ve Londra'da düzenlenen pek çok poliçe ile reasürans sözleşmesi İngiliz hukuku ve tahkim şartları içerir. Türkiye'de sigortacıya doğrudan dava açan bir Türk davacı, Londra'da dava yasağı kararıyla karşılaşabilir. Şartına dayanmak isteyen sigortacı ise hızlı davranmalıdır. Türkiye–Londra reasürans uyuşmazlıkları hakkındaki yazımız, sigorta piyasasında Türk yargılamaları ile Londra tahkimi arasındaki daha geniş ilişkiyi ele alıyor.

6. Tahkim şartının tabi olduğu hukuk artık dava yasağı kararına ulaşmayı etkiliyor

Tahkim yeri Londra ise İngiliz mahkemesi tahkim üzerinde denetim yetkisine ve onu korumakta güçlü bir menfaate sahiptir. Tahkim yeri yurt dışındaysa durum daha güçtür.

UniCredit Bank v RusChemAlliance (2024) davasında Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, tahkim yeri Paris olmasına rağmen Rusya'daki yargılamayı durduran kararı onadı. O tarihte geçerli kurallara göre teminat mektuplarındaki tahkim anlaşmaları İngiliz hukukuna tabiydi. Davanın açılacağı uygun yer İngiltere'ydi ve Fransız mahkemeleri eşdeğer bir koruma sağlayamıyordu.

2025 tarihli Tahkim Kanunu (Arbitration Act 2025) o zamandan beri çıkış noktasını değiştirdi. 1 Ağustos 2025'ten bu yana 1996 tarihli Tahkim Kanunu'nun 6A maddesi, tahkim anlaşmasının tarafların bu anlaşma için açıkça seçtiği hukuka tabi olduğunu öngörür. Böyle bir seçim yoksa anlaşma tahkim yeri hukukuna tabidir. Asıl sözleşme için yapılan hukuk seçimi, tahkim anlaşması için açık bir seçim sayılmaz. Kural, tahkim yeri neresi olursa olsun uygulanır; tahkimin kendisi daha önce başlamamışsa o tarihten önce imzalanmış şartlara da uygulanır.

Bu nedenle İngiliz hukukuna tabi olup İstanbul'da tahkim öngören bir Türkiye–Birleşik Krallık sözleşmesinde, şartta aksi açıkça belirtilmedikçe, İngiliz mahkemesi tahkim anlaşmasını genellikle Türk hukukuna tabi sayacaktır.

İstinaf Mahkemesi'nin 17 Nisan 2026 tarihli FH Holding Moscow v AO UniCredit Bank kararı bunun neden önemli olduğunu gösteriyor. Oradaki tahkim şartı Viyana'yı tahkim yeri olarak belirliyor ve Avusturya hukukuna tabi bulunuyordu; asıl kredi sözleşmesi ise İngiliz hukukuna tabiydi. İstinaf hâkimi Males, İngiliz mahkemesinin böyle bir şartı uygulatmaktaki menfaatinin yalnızca asıl sözleşmenin İngiliz hukukuna tabi olmasından kaynaklanabileceğini belirtti. Bu, kendisine göre dava yasağı kararı kadar ağır bir çare için sarsıntılı bir temeldi.

Pratik sonuç açıktır. İngiliz mahkemesinin tahkim şartlarını Türkiye'deki yargılamalara karşı korumasını isteyen taraflar Londra'yı tahkim yeri seçmeli ya da en azından tahkim anlaşması için açıkça İngiliz hukukunu seçmelidir. İstanbul'u tahkim yeri seçen taraflar ise şartı esas olarak Türk mahkemeleri önündeki tahkim itirazıyla koruyacaklarını öngörmelidir.

7. Türkiye'deki teminatın paraya çevrilmesi ana şartı ihlal etmeyebilir

Sınır ötesi finansmanlarda çoğu zaman İngiliz hukukuna tabi bir kredi sözleşmesi, malvarlığının bulunduğu yerin hukukuna tabi teminat belgeleriyle birleştirilir. Türkiye'de taşınmaz ipoteği veya pay rehni Türk hukukuna tabidir ve Türk icra daireleri ile mahkemeleri aracılığıyla paraya çevrilir.

FH Holding davası bu yapıyı da ele aldı. Kredi sözleşmesi Viyana tahkim şartı içeriyordu. İpotek sözleşmesi ise Rus hukukuna tabiydi, Moskova mahkemelerinin yetkisini öngörüyordu ve bankanın Moskova'da yargısal bir usulle cebri icraya başvurmasına izin veriyordu. Borçlu, bankanın Moskova'daki paraya çevirme yargılamasının kredi sözleşmesindeki tahkim şartını ihlal ettiğini ileri sürdü.

İstinaf Mahkemesi, borçlunun ihlali gösteremediği yönündeki ilk derece hâkiminin sonucunu onadı. Belgeler birlikte okunduğunda, banka bir temerrüt hâli gerçekleşir gerçekleşmez, önce hakem kararı almaksızın teminatı Moskova'da paraya çevirebiliyordu. İstinaf hâkimi Males ayrıca, bankanın cebri icraya başvurup başvuramayacağının her hâlükârda Rus hukukuna tabi teminat belgesi çerçevesinde Moskova mahkemesinin karar vereceği bir mesele olduğunu ekledi.

Aynı akıl yürütmenin Türk teminatına da uygulanması muhtemeldir. Türk hukukuna tabi teminat belgesinin izin verdiği şekilde Türk ipoteğini veya rehnini Türk icra daireleri aracılığıyla paraya çeviren bir kreditör düşünelim. Bu kreditörün kredi sözleşmesindeki Londra tahkim şartını ihlal ettiği kolay kolay kabul edilmeyecektir. Borçlular, yerel teminatın paraya çevrilmesini durdurmak için dava yasağı kararı alabileceklerini varsaymamalıdır.

Sözleşme tasarımı için ders, şartlar arasındaki ilişkiyi açık hâle getirmektir. Kredi sözleşmesi ve teminat belgeleri hangi uyuşmazlıkların tahkime, hangilerinin yerel mahkemelere gideceğini ve teminatın hakem kararı olmadan yerel olarak paraya çevrilip çevrilemeyeceğini belirtmelidir. İngiliz hukukuna tabi borçlar ve Türk yeniden yapılandırmaları hakkındaki yazımız, Türk teminatının İngiliz hukukuna tabi borçla ilişkisini daha genel olarak ele alıyor.

8. Türkiye'de geçici hukuki koruma istemek her zaman ihlal değildir

Tahkim şartı kural olarak bir tarafın mahkemeden geçici koruma istemesini engellemez.

Türk hukuku bunu açıkça söyler. MTUK'un 6. maddesine göre taraflardan birinin tahkimden önce veya tahkim sırasında mahkemeden ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz istemesi ve mahkemenin böyle bir tedbire veya hacze karar vermesi tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmez. MTUK'un 1. maddesinin üçüncü fıkrasına göre 6. madde, tahkim yeri Türkiye dışında olsa da uygulanır. Mahkemenin bu şekilde verdiği tedbir, hakem kararı icra edilebilir hâle geldiğinde veya hakem heyeti davayı reddettiğinde kendiliğinden ortadan kalkar.

Tarafların seçtiği kurallar kendi koşullarını ekleyebilir. Örneğin LCIA Kuralları'nın 25.3 maddesi, hakem heyeti oluşmadan önce devlet mahkemesinden geçici veya koruyucu tedbir istenmesine izin verir; heyet oluştuktan sonra ise bunu yalnızca istisnai hâllerde ve heyetin izniyle mümkün kılar.

Önemli olan ayrım, tahkimi destekleyen koruma ile Türk mahkemesinden esas hakkında karar isteyen yargılama arasındadır. Londra'da karara bağlanacak bir alacağı güvenceye alan ihtiyati haciz talebi birinci türdendir. İstanbul'daki asliye ticaret mahkemesinde açılan tazminat davası ise ikinci türdendir. Yusuf Cepnioglu davasında dava yasağı kararı Türkiye'deki ihtiyati haciz yargılamasını da kapsamıştı; çünkü bu haciz, kiracıların Londra tahkimi yerine Türkiye'de takip etmeyi amaçladıkları bir alacağı güvenceye alıyordu.

Türk hukuku pratik bir güçlük daha getirir. İcra ve İflas Kanunu'nun 264. maddesine göre dava açmadan önce ihtiyati haciz yaptıran alacaklı, haczin tatbikinden veya haciz gıyabında yapılmışsa tutanağın kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ya takip talebinde bulunmak ya da dava açmak zorundadır. Aksi hâlde ihtiyati haciz kalkar. Esasın Londra'daki tahkime ait olduğu durumda bu yükümlülüğün nasıl yerine getirileceği, ihtiyati haciz istenmeden önce Türk avukatıyla birlikte netleştirilmelidir. Haczi ayakta tutmak için atılan adım, şarta aykırı olarak esasa ilişkin bir yargılamaya dönüşmemelidir.

9. Şarta aykırı alınan karar Birleşik Krallık'ta geçerlilik kazanmaz

Sonunda hangi kararın önem taşıyacağını tanıma hukuku belirler.

1982 tarihli Civil Jurisdiction and Judgments Act'in 32. maddesi, Birleşik Krallık dışındaki bir mahkemenin kararının Birleşik Krallık'ta hangi durumda tanınmayacağını ve tenfiz edilmeyeceğini düzenler. Üç koşulun birlikte bulunması gerekir. Dava, uyuşmazlığın o mahkeme dışında bir yolla çözülmesini öngören anlaşmaya aykırı olarak açılmış olmalıdır. Dava, aleyhine karar verilen tarafça veya onun onayıyla açılmamış olmalıdır. O taraf da karşı dava açmamış veya başka bir şekilde yabancı mahkemenin yargı yetkisine tabi olmamış olmalıdır.

İngiliz mahkemesi bu sorulara kendisi karar verir. 32. maddenin üçüncü fıkrasına göre, şartın geçerli olup olmadığı veya uygulanıp uygulanmadığı konusunda yabancı mahkemenin kararıyla bağlı değildir.

Bu nedenle Londra tahkim şartına veya münhasır İngiliz yetki şartına aykırı alınmış bir Türk kararı, İngiltere'deki malvarlığına karşı genellikle hiçbir işe yaramaz. Değeri Türkiye ile sınırlı kalır ve onu tanıyacak ülkelerle sınırlıdır.

Tersi soru, Türk mahkemesinin bir İngiliz mahkeme kararına veya Londra'da verilmiş bir hakem kararına nasıl yaklaşacağıdır. Londra'da verilen hakem kararı Türkiye'de New York Sözleşmesi uyarınca tenfiz edilir. İngiliz mahkeme kararı ise MÖHUK'un 50 ila 57. maddeleri uyarınca açılacak bir tenfiz davasıyla icra edilebilir hâle gelir. Koşullar arasında karşılıklılık, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinin bulunmaması, kamu düzeni ve davalının savunma hakkı yer alır. Türk mahkemesinin, aynı taraflar arasında aynı konuda verilmiş kesinleşmiş bir Türk kararıyla çelişen İngiliz kararına etki tanıması beklenmez. Yabancı mahkeme ve hakem kararlarının Türkiye'de tenfizi rehberimiz bu koşulları ayrıntılı olarak açıklıyor.

Paralel yargılamalar arasındaki yarışta, malvarlığının bulunduğu ülkede ilk kesinleşen karar genellikle üstün gelir.

10. İtiraz için katılmak yargı yetkisine tabi olmak değildir; esasa savunma ise olabilir

Tanıma kuralları, davalının yabancı mahkemedeki davranışını önemli kılar.

1982 tarihli Kanun'un 33. maddesi, yabancı yargılamaya sınırlı amaçlarla katılan tarafı korur. Bir taraf, yalnızca şu üç amaçtan biriyle yargılamaya katıldığı için yabancı mahkemenin yargı yetkisine tabi olmuş sayılmaz. Mahkemenin yetkisine itiraz edebilir. Uyuşmazlığın tahkime veya başka bir ülke mahkemesine götürülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddini veya durdurulmasını isteyebilir. El konulan ya da el konulma tehlikesi bulunan malvarlığını korumak için de hareket edebilir.

Londra tahkim şartına aykırı olarak İstanbul'da dava edilen davalı, bu nedenle İngiltere'deki konumunu kaybetmeden yargılamaya katılabilir, tahkim itirazında bulunabilir ve haczedilen malvarlığının serbest bırakılmasını isteyebilir.

Yapmaması gereken, itirazsız olarak esasa savunma yapmaktır. Bu, İngiliz hukuku bakımından yargı yetkisine tabi olma riski doğurur ve Türkiye'de tahkim itirazının kaybına yol açar. Aynı durum, 32. maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin korumayı dışladığı Türk yargılamasında karşı dava açılması için de geçerlidir.

Bu nedenle davalının Türkiye'deki ilk dilekçesi iki sistem birden göz önünde tutularak hazırlanmalıdır; Türk usul hukuku burada gerçek bir gerilim yaratır. İlk itirazlar cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır (HMK m. 117). Aynı dilekçe savunmanın dayandığı vakıaları da içermelidir (HMK m. 129) ve dilekçelerin karşılıklı verilmesi tamamlandıktan sonra savunma kural olarak genişletilemez (HMK m. 141). Bu nedenle Türk uygulamasında esasa ilişkin savunma çoğu zaman, itiraza bağlı olduğu açıkça belirtilerek ihtiyaten bildirilir.

İngiliz mahkemesinin böyle bir savunmayı yargı yetkisine tabi olma sayıp saymayacağı, bu adımın nasıl nitelendirildiğine bağlıdır. Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi Rubin v Eurofinance (2012) kararında, sorunun İngiliz hukukuna göre çözüleceğine, ancak yurt dışında atılan adımların atıldıkları mahkemenin usul hukuku dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Türk cevap dilekçesinin ifadesi ve itirazın açıkça saklı tutulması, iki sistem birlikte düşünülerek belirlenmelidir.

11. Şartın ihlali tazminat da doğurabilir

Dava yasağı kararı, İngiliz şartına aykırı açılan yargılamaya karşı tek çare değildir.

İngiliz hukuku, münhasır yetki şartının veya tahkim şartının ihlali nedeniyle tazminat talebini tanır. Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi The Alexandros T (2013) kararında bu yöndeki yerleşik İngiliz içtihat çizgisine değinmiştir. Mahkeme, sigortacıların yetki şartlarının ve sulh anlaşmalarının ihlaline dayanan taleplerinin, Yunanistan'da daha önce açılmış davalara rağmen İngiltere'de görülmesine izin vermiştir. Tazminat genellikle yabancı yargılamada yapılan masrafları ve o yargılamanın yol açtığı zararı, örneğin şartı ihlal etmeyen tarafın ödemek zorunda kaldığı aleyhe bir yabancı kararı kapsar.

Tazminat, Türk yargılaması çok ilerlediği için dava yasağı kararının geç kaldığı durumlarda özellikle yararlıdır. Şartı ihlal eden tarafın İngiltere'de malvarlığı bulunduğu hâlde Türk davasını sürdürdüğü durumlarda da işe yarar.

Türk mahkemesinin böyle bir tazminata ilişkin İngiliz kararını tenfiz edip etmeyeceği ayrı bir sorudur. Bu karar, kamu düzeni dâhil MÖHUK'un 54. maddesindeki koşullarla karşılaşır ve konuya ilişkin yayımlanmış bir Türk kararı yoktur. Burada da çarenin değeri malvarlığının nerede olduğuna bağlıdır.

12. Dava yasağı başvurularının çoğunu hız belirler

Geçerli bir münhasır şart bulunduğunda, iki sistemde de önce dava açmak gerçek bir avantaj sağlamaz. Türk mahkemesi, İngiliz davası daha önce açıldı diye durmaz; İngiliz mahkemesi de Türk davası daha önce açıldı diye şartını korumaktan vazgeçmez. Önemli olan, malvarlığını önce kimin güvenceye aldığı, şartı kimin süresinde ileri sürdüğü ve malvarlığının bulunduğu ülkede hangi mahkemenin ilk kesin kararı verdiğidir.

Dava yasağı kararı başvurusu gecikmeden yapılmalıdır. Gecikme, İngiliz mahkemelerinin talebi reddetme gerekçelerinden biridir; özellikle yabancı yargılama ilerlemiş ve yabancı mahkeme ona emek harcamışsa. Yusuf Cepnioglu davasında İstinaf Mahkemesi, kulübün herhangi bir gecikmesi veya hakkaniyete aykırı davranışı bulunmadığına dikkat çekmişti.

Türk takvimi de kısadır. Türkiye'de dava edilen davalının cevap dilekçesi için olağan olarak tebliğden itibaren iki haftası vardır ve tahkim itirazı bu dilekçede ileri sürülmelidir. İhtiyati haciz karşı taraf dinlenmeden verilebilir ve birkaç gün içinde uygulanabilir.

Buna karşılık İngiliz yargılamasının çoğu zaman Türkiye'deki tarafa tebliğ edilmesi gerekir. Sözleşme İngiliz mahkemesine talep hakkında yetki veriyorsa dava dilekçesi çoğu zaman CPR 6.33(2B) uyarınca mahkeme izni olmadan yurt dışına tebliğ edilebilir. Talep bir tahkim anlaşmasını uygulatmak için yapılıyorsa genellikle mahkemenin izni gerekir. Türkiye 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi'ne taraftır ve Türkiye'de tebligat olağan olarak Türk merkezi makamı aracılığıyla, belgeler Türkçeye çevrilerek yapılır; bu da zaman alır. Türkiye ayrıca, Sözleşme'nin 10. maddesindeki posta yoluyla tebligat gibi alternatif yöntemlere karşı olduğunu beyan etmiştir. İngiliz mahkemeleri, 10. maddeye karşı çıkan bir Sözleşme devletinde alternatif tebligat yöntemlerine ancak istisnai hâllerde izin verir. Acil durumda daha gerçekçi yol, karşı taraf dinlenmeden geçici dava yasağı kararı istemek ve tebligatı paralel olarak Sözleşme yoluyla yürütmektir.

Şartına aykırı olarak Türkiye'de dava açıldığını öğrenen taraf bu nedenle iki cephede birden harekete geçmelidir. Türk cevabını ve itirazını hazırlamalı, Londra'da dava yasağı kararı isteyip istemeyeceğine de hemen karar vermelidir.

13. Somut bir örnek

İngiliz bir satıcı ile Türk bir alıcı arasındaki, İngiliz hukukuna tabi ve Londra'da LCIA tahkimini öngören bir tedarik sözleşmesi düşünelim. Ayıplı mal nedeniyle uyuşmazlık çıkar. Alıcı, satıcıya karşı İstanbul'daki asliye ticaret mahkemesinde tazminat davası açar ve satıcının diğer Türk müşterilerinden olan alacaklarına ihtiyati haciz koydurur.

Satıcının ilk kararı Türk davasıyla ilgilidir. Cevap dilekçesini süresinde vermeli ve HMK'nın 413. maddesi ile MTUK'un 5. maddesi uyarınca tahkim itirazında bulunmalıdır. Ayrıca ihtiyati haczin kaldırılmasını veya yerine teminat kabul edilmesini istemelidir. Türk usulü bakımından bildirilmesi uygun olan esasa ilişkin savunmalar, itiraza bağlı oldukları belirtilerek ileri sürülmelidir.

İkinci kararı Londra'yla ilgilidir. Tahkim yeri Londra olduğu ve şart açık olduğu için Senior Courts Act'in 37. maddesine dayanarak dava yasağı kararı isteyebilir ve tahkimi başlatabilir. Kararın etkili olup olmayacağı alıcıya bağlıdır: alıcının Birleşik Krallık'ta bir bağlı şirketi varsa, İngiliz müşterilere satış yapıyorsa veya Londra'ya seyahat eden yöneticileri varsa itaatsizlik riski gerçektir.

Üçüncü kararı sonuçla ilgilidir. Türk mahkemesi yine de esasa karar verirse, satıcı yargı yetkisine tabi olmadıkça bu karar 1982 tarihli Kanun'un 32. maddesi uyarınca İngiltere'de tanınmaz. Bu arada satıcı lehine verilen LCIA hakem kararı Türkiye'de New York Sözleşmesi uyarınca tenfiz edilebilir. Satıcı ayrıca tahkimde, Türk yargılamasının masrafları dâhil tazminat talep etmeyi de düşünmelidir.

Sözleşme bunun yerine İstanbul'u tahkim yeri olarak öngörseydi ve tahkim anlaşması için açık bir hukuk seçimi içermeseydi, İngiliz mahkemesinin desteğini almak çok daha zor olurdu. Satıcının temel koruması o durumda Türk mahkemesi önündeki tahkim itirazı olurdu.

14. Yargı yerini bir kez seçmek ve paralel dava ihtimaline göre yazmak

İstanbul ile Londra arasındaki paralel davaların çoğunun kökü sözleşmeye dayanır.

İş, esas için tek bir yargı yeri seçmek ve bunu açıkça yazmakla başlar. Uyuşmazlıkları hem tahkime hem mahkemelere gönderen bir şart Türkiye'de itiraza açık hâle gelir; Yargıtay bu tür karma ifadelerin tahkim anlaşması için yeterli olmadığına hükmetmiştir. Seçim münhasır olmalı ve sözleşmeden doğan veya onunla bağlantılı bütün uyuşmazlıkları kapsamalıdır.

Taraflar ardından İngiliz mahkemesinin desteğinin önemli olup olmadığına karar vermelidir. Önemliyse, Londra'yı tahkim yeri seçmek ya da en azından tahkim anlaşması için açıkça İngiliz hukukunu seçmek, dava yasağı kararı yolunu açık tutar. İstanbul'u tahkim yeri seçmek başka sebeplerle doğru tercih olabilir; ancak taraflar o durumda şartın uygulanması için Türk mahkemelerine güvenmelidir.

Diğer belgeler de ana şarta uymalıdır. Garantiler, teminat belgeleri, sigorta poliçeleri ve yan sözleşmeler çoğu zaman kendi uyuşmazlık çözüm şartlarını içerir. Bunlar ya ana şartı izlemeli ya da Türk teminatının paraya çevrilmesi veya geçici hukuki koruma talepleri gibi hangi yargılamaların başka yerde yürütülebileceğini açıkça belirtmelidir.

Son olarak şart herkesi olağan şekilde bağlamaz. TTK'nın 1478. maddesi uyarınca doğrudan davayla karşılaşan sigortacılar, temlik alanlar, garantörler ve grup şirketleri Türk yargılamalarının tarafı olabilir. Yusuf Cepnioglu davası İngiliz mahkemesinin bunların haklarının özüne bakacağını gösteriyor; ancak cevap her zaman aynı değildir.

Bu tercihler, en az maliyetli oldukları sözleşme aşamasında yapılır. Uyuşmazlık başladıktan sonra iki ülkedeki takvim düzeltme için çok az alan bırakır ve İstanbul ile Londra'daki hukuk ekipleri arasındaki koordinasyon belirleyici etken hâline gelir.

Sonuç

İstanbul ile Londra arasındaki paralel davalar, iki hukuk sisteminden hiçbiri kendi mahkemelerinin yol vermesini gerektirmediği için ortaya çıkar. Türk mahkemesi İngiltere'de derdest bir dava için durmaz. İngiliz mahkemesi ise bir tarafa Türkiye'deki davasını durdurmasını emredebilir.

Bu çarelerin hiçbiri tek başına yeterli değildir. Türkiye'de davalı şartını hızla ve doğru biçimde ileri sürmek zorundadır. İngiltere'de dava yasağı kararı yalnızca ulaşılabilen bir tarafa karşı etkilidir ve değeri şarta, tahkim yerine ve başvurunun hızına bağlıdır.

Hangi sonucun geçerli olacağını ardından tanıma hukuku belirler. İngiliz şartına aykırı alınmış Türk kararı, davalı yargı yetkisine tabi olmadıkça Birleşik Krallık'ta tanınmaz. Kesinleşmiş bir Türk kararıyla çelişen İngiliz kararının Türkiye'de tenfizi de beklenmez.

İki ülke arasında sözleşme yapan taraflar için en etkili koruma, tek bir yargı yerini tereddüde yer bırakmadan belirleyen ve İngiliz mahkemesinin desteğinin nerede gerekeceğini yansıtan bir şarttır. Hâlihazırda iki ülkede yargılamayla karşı karşıya olan taraflar için ise sonucu genellikle ilk birkaç hafta belirler.

Terziolu & Partners Nasıl Yardımcı Olabilir

Terziolu & Partners, Londra tahkim veya yetki şartına rağmen Türkiye'de açılan yargılamalar dâhil olmak üzere, Türk hukukuna tabi ve sınır ötesi uyuşmazlık çözümü konularında danışmanlık verir. Çalışmalarımız Türk mahkemeleri önündeki tahkim ve yetki itirazlarını, Türkiye'deki malvarlığı üzerindeki ihtiyati hacizlerin kaldırılmasını ve yabancı mahkeme ile hakem kararlarının tanınması ve tenfizini kapsar.

Yargılamaların iki ülkede birden görüldüğü veya görülme tehlikesinin bulunduğu durumlarda Türk ve İngiliz adımları, sınır ötesi hukuki koordinasyon çalışmalarımız yoluyla, her ülkede yetkin avukatlarla birlikte İstanbul ile Londra arasında koordine edilir. Bu, İngiliz mahkemelerinin Türk yargılamalarının ve haklarının niteliği hakkında istediği Türk hukuku delillerini de kapsar. İki ülkede görülen veya görülebilecek bir uyuşmazlığı görüşmek için bizimle görüşün.

Seçilmiş Mevzuat, İçtihat ve Kaynaklar

Türkiye

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK): 44 ila 46. maddeler (iş, tüketici ve sigorta uyuşmazlıklarında yetki), 47. madde (yabancı mahkeme lehine yetki anlaşmaları ve sınırları), 50 ila 57. maddeler (yabancı ilamların tenfizi) ve 60 ila 62. maddeler (yabancı hakem kararlarının tenfizi).

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK): 114. maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi (derdestlik dava şartı), 116 ve 117. maddeler (ilk itirazlar), 127. madde (cevap süresi), 129. madde (cevap dilekçesinin içeriği), 141. madde (iddia ve savunmayı genişletme yasağı) ve 413. madde (tahkim itirazı).

4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTUK): 1. maddenin üçüncü fıkrası (tahkim yeri yurt dışında olduğunda 5 ve 6. maddelerin uygulanması), 5. madde (tahkim itirazı) ve 6. madde (mahkemece verilen ihtiyati tedbir ve hacizlerin tahkim anlaşmasına aykırılık teşkil etmemesi ve kalkması).

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK): 257 ila 268. maddeler (ihtiyati haciz), özellikle 264. madde (takip talebi veya dava açma süresi).

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK): 1478. madde (sorumluluk sigortacısına karşı doğrudan dava hakkı).

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 11 Mart 2021, E. 2020/2899, K. 2021/2319: Alman mahkemesinde görülmekte olan dava, Türk mahkemesi önünde derdestlik oluşturmaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 1 Ekim 2025, E. 2024/653, K. 2025/584: tahkimi kabul ederken mahkemelere de yetki veren şart tahkim anlaşması değildir.

Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansı, taraf durum tabloları: 2005 Yetki Anlaşmaları Sözleşmesi; ayrıca 2019 Kararlar Sözleşmesi ve 1965 Tebligat Sözleşmesi.

Birleşik Krallık

Senior Courts Act 1981, 37. madde: tedbir kararı verme yetkisi.

Civil Jurisdiction and Judgments Act 1982, 32. madde: uyuşmazlık çözüm anlaşmasına aykırı verilen yabancı kararların tanınmaması; ve 33. madde: yargı yetkisine tabi olma sayılmayan işlemler.

Civil Procedure Rules, Part 6: 6.33(2B) kuralı (sözleşmenin İngiliz mahkemesine yetki verdiği hâllerde izinsiz yurt dışı tebligat) ve 6.36 kuralı (izin).

LCIA Arbitration Rules 2020: 25.3 maddesi (geçici ve koruyucu tedbirler için devlet mahkemelerine başvuru).

Arbitration Act 2025: 1996 tarihli Tahkim Kanunu'na 6A maddesini (tahkim anlaşmasına uygulanacak hukuk) ekleyen 1. madde.

The Angelic Grace [1995] 1 Lloyd's Rep 87 (CA) ve Donohue v Armco Inc [2001] UKHL 64: tahkim ve münhasır yetki şartlarını uygulatmaya yönelik dava yasağı kararları.

Airbus Industrie GIE v Patel [1999] 1 AC 119 (HL): devletlerarası nezaket ve sözleşmeye dayanmayan dava yasağı kararları.

AES Ust-Kamenogorsk Hydropower Plant LLP v Ust-Kamenogorsk Hydropower Plant JSC [2013] UKSC 35: tahkim anlaşmasındaki olumsuz taahhüdü uygulatan kararlar.

Starlight Shipping Co v Allianz Marine & Aviation Versicherungs AG (The Alexandros T) [2013] UKSC 70: yetki şartlarının ve sulh anlaşmalarının ihlaline dayanan talepler.

Rubin v Eurofinance SA; New Cap Reinsurance Corp v Grant [2012] UKSC 46: yabancı usul hukuku dikkate alınarak değerlendirilen, yabancı mahkemenin yargı yetkisine tabi olma.

Shipowners' Mutual Protection and Indemnity Association (Luxembourg) v Containerships Denizcilik Nakliyat ve Ticaret AS (The Yusuf Cepnioglu) [2016] EWCA Civ 386: P&I kulübüne karşı Türkiye'deki doğrudan dava yargılamasını durduran karar.

Enka Insaat Ve Sanayi AS v OOO Insurance Company Chubb [2020] UKSC 38: Londra tahkim şartına aykırı olarak Rusya'da açılan davayı durduran karar.

UniCredit Bank GmbH v RusChemAlliance LLC [2024] UKSC 30: İngiltere dışında tahkim yeri bulunan tahkimi destekleyen dava yasağı kararı.

FH Holding Moscow Ltd v AO UniCredit Bank [2026] EWCA Civ 468: yerel teminatın paraya çevrilmesi ve yabancı hukuka tabi tahkim şartı.

İlgili Yazılar