Türkiye'de İngiliz Hukukuna Göre Gemi İnşası: Gemi İnşa Sözleşmeleri, İade Garantileri ve Tersanenin Ödeme Güçlüğü
Türk tersaneleriyle yapılan gemi inşa sözleşmelerinin çoğu İngiliz hukukuna tabidir ve uyuşmazlıkları Londra'da tahkime bırakır; alıcının ödediği taksitler ise bir Türk bankasının verdiği iade garantisiyle güvence altına alınır. Sözleşme Londra'da karara bağlanır, ancak gövde, tersane ve çoğu zaman banka Türkiye'dedir. Alıcının korunması, bir Türk mahkemesinin yardımına ihtiyaç duymadan talep edilip tahsil edilebilecek bir garantiye ve sözleşme ne derse desin hangi sorulara Türk hukukunun cevap vereceğini bilmeye bağlıdır.

Türk tersaneleri yabancı armatörler için kimyasal tankerlerden ve römorkörlerden feribotlara, balıkçı gemilerine, açık deniz destek gemilerine ve süper yatlara kadar geniş bir yelpazede gemi inşa eder. Tersanelerin çoğu Marmara bölgesinde, özellikle Tuzla ve Yalova çevresindedir. Alıcı çoğu zaman Avrupalı bir armatördür ve bankası büyük olasılıkla Londra'da ya da Kuzey Avrupa'dadır. Sözleşme genellikle İngiliz hukukuna tabidir ve uyuşmazlıklar Londra'da tahkime götürülür.
Alıcı, bedelin büyük bir kısmını gemi henüz ortada yokken öder. Para, inşa etme vaadine karşılık başka bir ülkedeki bir şirkete gider. Bu ödemelerin güvencesi, tersanenin bankasının, çoğu durumda bir Türk bankasının verdiği iade garantisidir (refund guarantee). Proje iyi giderse garantiyi kimse bir daha okumaz. Tersane geri kalırsa, nakit sıkıntısına düşerse ya da konkordato talep ederse garanti dosyadaki en önemli belge hâline gelir.
Hukuki güçlük, sözleşmenin Londra'da karara bağlanması, gövdenin, tersanenin ve çoğu zaman bankanın ise Türkiye'de olmasıdır. Tarafların neyi kararlaştırdığına İngiliz hukuku karar verir. Gövdenin kime ait olduğuna ve tersane ödeme güçlüğüne düştüğünde ne olacağına Türk hukuku karar verir. Bir Türk mahkemesinin Türk bankasının ödeme yapmasını durdurup durduramayacağı ve Londra'da verilen bir hakem kararının Türkiye'de nasıl tenfiz edileceği de Türk hukukunun konusudur.
Bu makale, bir yeni inşa projesinde iki sistemin nerede kesiştiğini ve alıcıların, tersanelerin ve bankaların baştan neyi öngörmesi gerektiğini açıklamaktadır. Makale, Türkiye'deki deniz ve denizcilik uyuşmazlıklarına ilişkin rehberimizin gemi inşa uyuşmazlıklarına ayrılan bölümünü geliştirmektedir.
1. İngiliz hukuku ve Londra tahkimi olağan tercihtir, Türk hukuku ise önemini korur
Pek az gemi inşa sözleşmesi sıfırdan yazılır. Çoğu standart bir formdan yola çıkar ve sonra kapsamlı biçimde değiştirilir. Japonya Gemi İnşacıları Birliği'nin (Shipbuilders' Association of Japan) 1974'te yayımladığı SAJ formu hâlâ pek çok sözleşmenin çıkış noktasıdır. BIMCO'nun NEWBUILDCON formu 2007 tarihlidir ve hâlâ güncel baskıdır. Çinli tersaneler sıklıkla CMAC formunu kullanır; Norveçli armatörler ise Ekim 2025'te SHIP 2000'in yerini alan Norveç standart formu SHIP 25'i önerebilir. Türk tersaneleri bu formların hepsiyle çalışır ve imzaya gelen metin genellikle müzakere edilmiş bir karmadır.
Türk mahkemeleri tarafların İngiliz hukukunu seçmesine saygı gösterir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 24. maddesine göre sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların seçtiği hukuka tabidir. İngiliz tarafında, 1977 tarihli Haksız Sözleşme Şartları Kanunu'nun (Unfair Contract Terms Act 1977) sorumsuzluk kayıtlarına getirdiği denetim, İngiliz hukuku yalnızca taraflar seçtiği için uygulanıyorsa işlemez. Bu, kanunun 27. maddesinin sonucudur. Bir Türk tersanesiyle yabancı bir alıcı arasında ayıp garantisi, gecikme tazminatına getirilen üst sınır ve diğer başvuru yollarının dışlanması genellikle yazıldığı gibi uygulanır.
Tahkim yeri Londra ise tahkim anlaşmasına da İngiliz hukuku uygulanır. 2025 tarihli Tahkim Kanunu (Arbitration Act 2025) 1 Ağustos 2025'te yürürlüğe girdi. O tarihten sonra başlayan tahkimlerde, 1996 tarihli Tahkim Kanunu'nun 6A maddesi, taraflar tahkim anlaşması için açıkça başka bir hukuk seçmedikçe tahkim anlaşmasına tahkim yerinin hukukunu uygular. Türkiye–Birleşik Krallık sözleşmelerinde tahkim şartına ilişkin makalemiz bu kuralın Türk hukukuyla nasıl etkileştiğini açıklamaktadır.
İngiliz hukukunun seçilmesi projeyi Türk hukukunun dışına çıkarmaz. MÖHUK'un 21. ve 22. maddelerine göre gövde üzerindeki ayni haklar, gövdenin bulunduğu ya da tescil edildiği yerin hukukuna tabidir. Bu yer Türkiye'dir. Tersanenin ödeme güçlüğü İcra ve İflas Kanunu'na tabidir. Bir Türk bankasına karşı ihtiyati tedbir kararlarını Türk mahkemeleri Türk usul hukukuna göre verir. Tersaneye karşı alınan bir hakem kararı veya mahkeme kararı, malvarlığının bulunduğu Türkiye'de icra edilmelidir. MÖHUK'un 6. maddesi, uygulanacak hukuk ne olursa olsun Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarını saklı tutar.
2. Gemi inşa sözleşmesi bir satımdan fazlasıdır
İngiliz hukuku gemi inşa sözleşmesini yalnızca gelecekte var olacak bir geminin satımı olarak değil, bir tasarım, inşa ve teslim sözleşmesi olarak görür. Hyundai Heavy Industries v Papadopoulos [1980] davasında alıcı bir taksiti ödememiş ve tersane sözleşmeyi feshetmişti. Lordlar Kamarası, taksit fesihten önce muaccel olduğu için tersanenin onu kefillerden yine de isteyebileceğine karar verdi. Sözleşme bir satımdan çok bir inşa sözleşmesine yakındı. Stocznia Gdanska v Latvian Shipping [1998] davasında Lordlar Kamarası, alıcının temerrüdü üzerine sözleşmeden dönen bir tersanenin muaccel olmuş taksitleri tahsil etmesine izin verdi. Tersanenin edimi yalnızca geminin devrini değil tasarım ve inşa işini de kapsadığından, alıcı bu taksitleri karşı edimin hiç gerçekleşmediği (total failure of consideration) gerekçesiyle geri isteyemezdi.
Türk hukuku benzer bir nitelendirmeye başka bir yoldan ulaşır. Hâkim görüş gemi inşa sözleşmesini Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 470. maddesi anlamında bir eser sözleşmesi olarak görür. Yüklenici bir eser meydana getirir, iş sahibi de bunun bedelini öder. TBK'nın 471. maddesi yükleniciyi edimlerini sadakat ve özenle ifa etmekle yükümlü kılar, 472. madde ise onu sağladığı malzemenin ayıplarından dolayı satıcı gibi sorumlu tutar. İş sahibinin de kendine özgü hakları vardır. 473. madde, eserin kararlaştırılan zamanda bitirilemeyeceği açıkça anlaşılırsa iş sahibine teslim gününü beklemeden sözleşmeden dönme imkânı verir.
Bu Türk kuralları İngiliz hukukuna tabi bir sözleşmeye uygulanmaz. Bu nokta masanın her iki tarafında da kolayca gözden kaçar. Türk tersane yöneticileri bazen bir uyuşmazlıkta Borçlar Kanunu'nun kendilerini koruyacağını varsayar. Yabancı alıcılar ise bazen bir Türk mahkemesinin her bakımdan İngiliz hukukunu uygulayacağını düşünür. Her iki varsayımın da bu makalenin geri kalanında ele alınan sorular karşısında sınanması gerekir.
3. Tersanenin ek ödeme talebi
Gemi inşa sözleşmesinde fiyat normalde sabittir ve imza, sac kesimi, omurga konulması, denize indirme ve teslim gibi aşamalara bağlı taksitlerle ödenir. Teslimde ödenen son taksit çoğu zaman en büyüğüdür. Bir Türk tersanesinin maliyetleri kısmen Türk lirası, kısmen de özellikle çelik ve ekipman için döviz cinsindendir; fiyat ise genellikle ABD doları veya avro üzerinden belirlenir. Maliyetler beklenenden hızlı artınca tersane daha fazla para isteyebilir.
İngiliz hukukunda tersanenin fiyat artışı için genel bir hakkı yoktur. İngiliz hukukunda genel bir aşırı ifa güçlüğü doktrini bulunmaz; sözleşmenin hükümsüz kalması (frustration) ise ancak ifa kararlaştırılandan köklü biçimde farklı hâle gelirse söz konusu olur. Tamamlamama tehdidiyle desteklenen ek ödeme talebi ekonomik baskı (economic duress) bile oluşturabilir. North Ocean Shipping v Hyundai Construction (The Atlantic Baron) [1979] davasında tersane, ABD dolarının devalüasyonundan sonra yüzde 10 fiyat artışı talep etmiş ve gemiyi teslim etmemekle tehdit etmişti. Mahkeme tehdidin ekonomik baskı oluşturduğunu kabul etti. Armatörler yine de fazladan yaptıkları ödemeleri geri alma davasını kaybetti, çünkü bunlara itiraz etmek için çok uzun süre beklemiş ve fiilen değişikliği onaylamışlardı.
Türk hukuku aynı durumu farklı değerlendirirdi. TBK'nın 480. maddesine göre götürü bedelli sözleşmede yüklenici, eserin öngörülenden fazla emek ve gider gerektirmesi sebebiyle bedelin artırılmasını isteyemez. Öngörülemeyen ya da öngörülebilir olduğu hâlde taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar eserin kararlaştırılan bedelle ifasını engeller veya aşırı ölçüde güçleştirirse durum değişir. Yüklenici bu durumda hâkimden sözleşmenin uyarlanmasını, bu mümkün değilse sözleşmeden dönülmesini isteyebilir. 138. madde de aynı türden genel bir kural içerir ve açıkça yabancı para borçlarına da uygulanır. İngiliz hukukuna tabi bir sözleşmedeki Türk tersanesi bu hükümlerin hiçbirine dayanamaz.
Pratik çözüm fiyat riskini sözleşmede düzenlemektir. SHIP 25, bütçe fiyatları ve fiyat ayarlama kayıtları içeren alternatif fiyatlama mekanizmaları sunar. Alıcı proje sırasında daha fazla ödemeyi kabul ederse bu anlaşma yazılı olmalı ve sözleşmenin değişiklikler için öngördüğü şekilde imzalanmalıdır. Garantör banka da iade garantisinin yeni tutarları kapsadığını teyit etmelidir.
4. Gecikme, gecikme tazminatı ve fesih hakkı
Sözleşmelerin çoğu aynı kalıbı izler. Sözleşmedeki teslim tarihinden sonra kısa bir tolerans süresi tanınır; ardından her gecikme günü için son taksitten düşülen götürü bir tazminat (liquidated damages) işlemeye başlar. Gecikme belirli bir gün sayısına ulaşınca alıcı sözleşmeyi feshedebilir ve taksitlerinin faiziyle iadesini isteyebilir. Tersanenin kontrolü dışındaki olaylardan kaynaklanan ve izin verilen gecikme (permissible delay) denen gecikmeler, tersane sözleşmenin öngördüğü bildirimleri yaparsa teslim tarihini uzatır.
Bildirimler önemlidir. Zhoushan Jinhaiwan Shipyard v Golden Exquisite [2014] davasında sözleşmeler, 30 günü aşan gecikmenin her günü için 7.000 ABD doları indirim ve 210 günden sonra fesih hakkı öngörüyordu. Tersane, gecikmenin bir kısmının alıcıların kendi sözleşme ihlallerinden kaynaklandığını ileri sürdü. Hâkim Leggatt, alıcıların ihlalinden kaynaklanan gecikmenin sözleşme anlamında izin verilen gecikme olmadığına karar verdi. Tersanenin bildirmediği bir gecikme de izin verilen gecikme sayılamazdı. Alıcılar sözleşmeyi feshetmeye ve taksitlerini geri almaya hak kazandı. Adyard v SD Marine Services [2011] davasında tersane, feshi boşa çıkarmak için alıcının istediği değişikliklere dayandı. Hâkim Hamblen, tersanenin bu değişikliklerin işi geciktirebilecek olduğunu değil, fiilen geciktirdiğini ispat etmesi gerektiğine karar verdi.
Gecikme tazminatı kayıtları nadiren geçersiz sayılır. Cavendish Square Holding v Makdessi [2015] kararından beri bir kayıt, ancak masum tarafın meşru menfaatiyle tamamen orantısız bir külfet yüklüyorsa ceza (penalty) niteliğindedir. Ticari taraflar arasında müzakere edilmiş bir günlük tutar bu ölçütü nadiren karşılar. Türk hukuku da tacire daha iyi bir koruma sağlamaz. TBK'nın 182. maddesi hâkime fahiş cezayı indirme yetkisi verir, ancak Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 22. maddesine göre tacir olan borçlu indirim isteyemez.
Gecikme nedeniyle fesih, alıcının taleplerini mutlaka sona erdirmez. Stocznia Gdynia v Gearbulk [2009] davasında alıcı sözleşmeye dayanarak feshetmiş ve ilk taksitlerini iade garantöründen almıştı. Tersane, alıcının böylece sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan müspet zararının tazmini (loss of bargain) talebinden vazgeçtiğini ileri sürdü. İstinaf Mahkemesi bu görüşü kabul etmedi. Sözleşme, feshi haklı kılacak ağırlıktaki bir gecikmeyi sözleşmenin özüne dokunan bir ihlal olarak gördüğünden alıcı hem iadeyi hem tazminatı alabilirdi. Belirli bir sözleşmede öngörülen yolların münhasır olup olmadığı sözleşmenin lafzına bağlıdır ve bu soru sözleşme yazılırken çözülmelidir.
5. Alıcının asıl güvencesi iade garantisidir
Başka bir ülkedeki tersaneye taksit ödeyen alıcının bu paraların iadesi için güvenceye ihtiyacı vardır. Sözleşme genellikle iade garantisinin teslimini ilk taksitin ödenmesinin şartı yapar. Örneğin Rainy Sky v Kookmin Bank [2011] davasında bedel beş eşit taksitte ödenecekti, alıcıların finansörlerinin kabul edeceği biçimde garanti verilmesi ilk taksitin ön şartıydı ve garantiler belirli bir tarihe kadar verilmezse alıcılar sözleşmeyi feshedebilecekti. Garantiyi tersanenin talimatıyla tersanenin bankası verir. Garanti çoğu durumda İngiliz hukukuna tabidir ve uyuşmazlıkları İngiliz mahkemelerine ya da Londra tahkimine bırakır. BIMCO ayrıca gemi inşa sözleşmelerinde kullanılmak üzere bağımsız bir iade garantisi formu yayımlamaktadır.
İngiliz hukukunda ilk soru, belgenin bir talep garantisi mi (demand guarantee) yoksa tersanenin borçları için verilmiş gerçek bir kefalet mi olduğudur. Wuhan Guoyu Logistics v Emporiki Bank [2012] davasında İstinaf Mahkemesi, Paget karinesi olarak bilinen kuralı benimsedi. Farklı ülkelerdeki taraflar arasındaki bir işleme ilişkin olan, bir banka tarafından verilen ve talep üzerine ödeme taahhüdü içeren bir belge neredeyse her zaman talep garantisi olarak yorumlanır. Shanghai Shipyard v Reignwood [2021] davasında garantör banka değil, bir ana şirketti. İstinaf Mahkemesi garantiyi yine de talep garantisi saydı, çünkü lafzı bunu söylüyordu. Belirleyici olan kullanılan ifadelerdir.
İkinci soru, garantinin neyi kapsadığıdır. Rainy Sky davasında tersane Kore'de bir borç yapılandırma sürecine girmişti ve alıcılar sözleşmeye göre bu ödeme güçlüğü hâlinde iadeye hak kazanmıştı. Banka, garantilerinin fesih ve tam ziya hâlindeki iadeleri kapsadığını, ödeme güçlüğünü kapsamadığını savundu. Yüksek Mahkeme, bir kaydın iki olası anlamı varsa mahkemenin ticari sağduyuyla bağdaşanı tercih edebileceğine karar verdi. Alıcının en çok ihtiyaç duyduğu durum olan tersanenin ödeme güçlüğünü kapsamayan bir garanti ticari açıdan pek anlam taşımıyordu.
Talep garantisinde lehtar önce parasını alır, esas sonra karara bağlanır. Wuhan Guoyu davasının devamı niteliğindeki 2013 kararı bunun nereye kadar gittiğini gösterir. Orada garanti tersaneyi koruyor ve alıcının ikinci taksitini güvence altına alıyordu. Banka, bir hakem heyeti o sırada taksitin hiç muaccel olmadığına karar vermiş olmasına rağmen ödeme yaptı. İstinaf Mahkemesi, tersanenin ödeme hakkının iyiniyetle talepte bulunduğu anda tamamlandığına karar verdi. Bankanın paraya ilişkin bir hakkı yoktu. Her türlü denkleştirme, tersane ile alıcı arasında kendi sözleşmeleri çerçevesinde çözülecek bir meseleydi. Akreditifler ve talep garantilerine ilişkin makalemiz genel ilkeleri açıklamaktadır.
Tersanelerin de güvenceye ihtiyacı vardır. Alıcılar genellikle başka malvarlığı olmayan tek gemilik bir şirket aracılığıyla sözleşme yapar ve son taksit en büyük taksittir. Alıcı ödemezse sözleşme normalde tersaneye feshetme, aldığı taksitleri elinde tutma, gemiyi satma ve açığı talep etme imkânı verir. Hyundai v Papadopoulos kararının gösterdiği gibi, fesihten önce muaccel olan taksitler istenebilir olmaya devam eder. Bu nedenle tek gemilik bir şirket için gemi inşa eden tersane, alıcının ana şirketinden ya da bankasından bir ödeme garantisi istemelidir. Bir sonraki bölümde ele alınan Shanghai Shipyard davasındaki garanti de bu türdendi.
6. Tahkim kaydı ve zamanlamanın önemi
Pek çok iade garantisi, tersanenin alıcının talebine itiraz etmesi hâlinde durumu değiştiren bir kayıt içerir. Uyuşmazlık gemi inşa sözleşmesi uyarınca tahkime götürülürse banka, hakem kararı açıklanana kadar ödemeyi durdurabilir ve sonra kararın hükmettiği tutarı öder. Banka tahkimin tarafı değildir; bu kayıt, tarafların bankanın sorumluluğunu tahkimin sonucuna bağlamak için kullandığı araçtır. Yayımlanmış yorumlara göre BIMCO formu da talep tahkimde ihtilaflı olduğu sürece ödemenin ertelenmesine izin verir.
Kayıt lafzına göre katı biçimde uygulanır. Shanghai Shipyard davasında incelenen garanti, bir sondaj gemisinin 170 milyon ABD doları tutarındaki son taksitini güvence altına alıyordu. Kayıt, uyuşmazlığın "[Alıcı] veya [Tersane] tarafından tahkime götürülmesi" hâlinde uygulanacaktı. Alıcı tarafında tahkim ancak tersane talebini yaptıktan sonra başlatıldı. İstinaf Mahkemesi, kaydın ödeme yükümlülüğünü yalnızca uyuşmazlık talepten önce tahkime götürülmüşse askıya aldığına karar verdi. Garantör ödemek zorundaydı.
Spliethoff's Bevrachtingskantoor v Bank of China [2015] davasında alıcı tersi yolu izledi. Önce fesih hakkını tahkime götürdü, hakem kararı bu hakkı tespit ettikten sonra sözleşmeyi feshetti ve ancak bundan sonra ödeme talep etti. Hâkim Carr, talebin, ödeme emreden bir hakem kararı olmaksızın geçerli olduğuna karar verdi. Alıcının istemi üzerine banka, tahkim devam ettiği sürece garantinin kendiliğinden uzadığını teyit etmişti.
Alıcı tersaneye yazmadan önce kaydı okumalı ve iade muaccel olur olmaz talebini gecikmeden yapmalıdır. Garantinin sona erme tarihini yakından izlemelidir. Tersane açısından ders şudur: iadeye itiraz etmek niyetindeyse tahkimi gecikmeden başlatmalıdır. Tahkim sürerken kendiliğinden uzama öngörmeyen ve belirli bir tarihte sona eren bir garanti, alıcı için ciddi bir zayıflıktır.
7. Bir Türk mahkemesi kararı Türk bankasının ödeme yapmasını durdurabilir
Türk hukuku da İngiliz hukuku gibi banka teminat mektubunu bağımsız bir borç olarak görür. Teminat mektubu, bir kişinin üçüncü kişinin fiilinin gerçekleşmemesi hâlinde diğerinin zararını gidermeyi üstlendiği, TBK'nın 128. maddesi anlamında bir garanti sözleşmesidir. Yargıtay, teminat mektuplarını 13 Aralık 1967 tarihli bir içtihadı birleştirme kararında bu şekilde nitelendirmiştir. Banka, mektuba uygun bir talep üzerine temel sözleşmeyi incelemeden ödeme yapmak zorundadır.
Ödeme güçlüğü dışında, böyle bir ödemeyi Türkiye'de durdurmanın tek yolu bir Türk mahkemesinin ihtiyati tedbir kararıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 389. maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağı endişesi bulunan hâllerde ihtiyati tedbire izin verir. HMK'nın 390. maddesine göre talep eden, davanın esası bakımından haklılığını yaklaşık olarak ispat etmelidir ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkeme karşı tarafı dinlemeden karar verebilir. 392. maddeye göre talep eden, kural olarak tedbirin yol açabileceği zararlar için teminat göstermelidir. Mahkemeler garanti ödemelerine karşı bu tür kararlar vermekte isteksizdir ve genellikle talebin Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması olduğuna dair güçlü deliller arar.
Gemi inşa sözleşmesindeki tahkim şartı böyle bir kararın verilmesini engellemez. Birinci maddesiyle yurt dışında görülen tahkimlere de uygulanan 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun (MTUK) 6. maddesine göre, mahkemenin verdiği geçici hukuki koruma tedbiri tahkim anlaşmasına aykırı sayılmaz. Tedbir, hakem kararının icra edilebilir hâle gelmesiyle ya da davanın hakem kurulunca reddiyle kendiliğinden kalkar. Tedbir kararı tebliğ edilen Türk bankası genellikle ödemeyi reddeder ve Türk doktrini, mektup her türlü mahkeme kararına rağmen ödeme vaat etse bile bankanın bunu yapabileceğini kabul eder. Bankanın karara uymak için haklı bir nedeni de vardır. HMK'nın 398. maddesine göre ihtiyati tedbir kararına aykırı davranan kişi altı aya kadar disiplin hapsiyle cezalandırılabilir.
Tersanenin ödeme güçlüğü başka bir yol açar. İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 287. maddesine göre konkordato mühleti veren mahkeme, borçlunun malvarlığının korunması için gerekli gördüğü tedbirleri alır. Borçlular konkordato mahkemelerinden, kendi talimatlarıyla verilmiş teminat mektuplarının bankalarca ödenmesinin durdurulmasını istemiştir. Levent Börü'nün 2025 tarihli çalışması, bölge adliye mahkemelerinin bu konuda ikiye bölündüğünü bildirmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 13 Haziran 2019 tarihli kararında böyle bir tedbire hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir. Aynı daire 12 Mart 2020'de, Konya Bölge Adliye Mahkemesi ise 5 Kasım 2024'te aksi görüşü benimsemiştir. Bu kararlar, konkordato mahkemesinin banka ile lehtar arasındaki sözleşmeye müdahale edemeyeceğini kabul eder. Çalışma, 2018 sonrası konkordato düzenlemesi döneminde konuya ilişkin bir Yargıtay kararı tespit etmemiştir; bunun başlıca nedeni bu tedbirlerin Yargıtay önüne götürülememesidir. 287. madde de bu tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağını öngörür ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurularını bu gerekçeyle reddetmektedir.
Yabancı bir alıcı için risk somuttur. İngiliz hukukuna tabi bir garanti, onu veren Türk bankasına yöneltilmiş bir Türk mahkemesi kararıyla fiilen yine de bloke edilebilir.
8. İngiliz mahkemesi Türk kararını savunma olarak kabul etmez
İngiliz mahkemeleri bu durumla başka ülkelerin mahkemeleri bakımından karşılaşmıştır. Spliethoff davasında satıcılar, Bank of China'nın iade garantileri kapsamında ödeme yapmasını engelleyen kararları Çin'de almıştı ve banka bu kararlara dayandı. Hâkim Carr, Çin mahkeme kararlarının tanınması gerektiğini kabul etti. Buna rağmen bankanın aleyhine karar verdi ve icranın durdurulması talebini reddetti. Banka, ücret ve teminat karşılığında garanti veren uluslararası bir kuruluştu. İngiliz hukukuna tabi bir sözleşmeyi güvence altına alan İngiliz hukukuna tabi bir garantide, bankanın talep üzerine ödeme borcunun Çin kararları gibi harici etkenlerden etkilenmesi amaçlanmamıştı. İstinaf Mahkemesi çok daha önce Power Curber v National Bank of Kuwait [1981] davasında benzer bir sonuca ulaşmıştı. O dava, bir bankanın akreditif kapsamındaki ödemesine karşı Kuveyt'te verilen ihtiyati haciz kararına ilişkindi.
Bir İngiliz mahkeme kararı ancak ulaşabildiği malvarlığı kadar değerlidir. İngiltere'de veya Türkiye dışında başka bir yerde şubesi, iştiraki ya da fonu bulunan bir Türk bankası orada takip edilebilir. Kararı Türkiye'de icra etmek daha zordur. Davacının MÖHUK'un 50 ilâ 57. maddeleri uyarınca tenfiz davası açması gerekir. Birleşik Krallık ile karşılıklılık Türk yargılamalarında her iki yönde de tartışılmıştır ve kamu düzeni itirazı ileri sürülebilir. Türkiye 2005 tarihli Lahey Mahkeme Seçimi Anlaşmaları Sözleşmesi'ne taraf değildir; bu nedenle münhasır İngiliz yetki şartı antlaşmaya dayalı bir tenfiz imkânı sağlamaz. Bir Türk mahkemesinin, başka bir Türk mahkemesinin yasakladığı bir ödemeyi Türk bankasına emreden bir kararı tenfiz etmesi de pek olası değildir.
Garantideki uyuşmazlık çözüm yeri seçimi, genellikle gördüğünden daha fazla düşünülmeyi hak eder. Bankaya karşı Londra'da alınan bir hakem kararı Türkiye'de, her iki ülkenin de taraf olduğu New York Sözleşmesi uyarınca tenfiz edilir; böylece karşılıklılık tartışması ortadan kalkar. Çatışan bir Türk mahkemesi kararına dayanan kamu düzeni itirazı ise devam eder. Münhasır İngiliz yetki şartı alıcının bankayı İstanbul'da dava etmesini engeller, çünkü MÖHUK'un 47. maddesine göre banka yetki itirazında bulunursa Türk mahkemesi davaya bakmaz. Yabancı mahkeme ve hakem kararlarının Türkiye'de tenfizine ilişkin makalemiz bu şartları ele almaktadır.
Çözüm güvencenin yapısındadır. Alıcı, garantinin Türkiye dışındaki bir banka tarafından verilmesini ya da teyit edilmesini, Türk bankasının da teyit eden bankaya kontrgaranti vermesini isteyebilir. Teyit eden bankanın taahhüdü kendi taahhüdüdür ve İngiliz hukukuna tabidir; Türk taraflara yöneltilmiş bir karar onu bağlamaz. Teyidin bir maliyeti vardır ve tersane buna direnecektir, ancak teyit Türk mahkemesi kararı riskini alıcıdan, bu riski taşımaya daha elverişli olan bankalara aktarır.
9. İnşa sırasında gövde kime aittir
Pek çok sözleşme geminin mülkiyetinin ne zaman geçeceğini düzenler. Bazı formlar, gövde inşa edildikçe alıcının mülkiyeti kademeli olarak kazanmasına imkân tanır. SHIP 25 bunu iade garantisine bir alternatif olarak sunulan isteğe bağlı bir ek şeklinde öngörür. İngiliz hukukuna tabi bir sözleşmede böyle bir kayıt taraflar arasında geçerli olabilir. Ancak bu kaydın alıcıya gövde üzerinde Türkiye'deki tersane alacaklılarına karşı ileri sürülebilecek haklar verip vermediği Türk hukukunun konusudur.
TMK'nın 763. maddesine göre taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir ve gövde tersanenin zilyetliğindedir. 766. madde, devreden özel bir hukuki ilişkiye dayanarak zilyetliği korursa mülkiyetin teslimsiz geçmesine izin verir (hükmen teslim). Aynı madde, işlem üçüncü kişileri zarara sokmak veya taşınır rehni kurallarından kurtulmak için yapılmışsa mülkiyetin naklinin sonuç doğurmayacağını öngörür; tersane gövdeyi elinde tutarken alıcının taksitlerini güvence altına almaya yönelik bir devir de tam olarak bu itiraza açıktır. Bununla birlikte Türk uygulamasında hâkim görüş, gövdenin teslime kadar tersaneye ait olduğu ve taksitleri nedeniyle alıcının malik değil alacaklı olduğu yönündedir. Gövde üzerinde gerçek bir güvence isteyen alıcının İngiliz mülkiyet kaydına değil, Türk hukukuna göre kurgulanmış bir işleme ihtiyacı vardır.
Gövdenin Türkiye'de kendine ait bir sicili vardır. TTK'nın 986 ilâ 992. maddeleri yapı hâlindeki gemilere özgü sicili düzenler. Yapı, malikin istemi üzerine ya da yapı üzerinde ipotek kurulması, yapının haczi veya tersane sahibinin ipotek kurulmasına yönelik istem hakkının güvence altına alınması söz konusu olduğunda sicile kaydedilir. Kayıtta malik ve tersane gösterilir. 1054. madde, omurga konulduktan ve yapı ad veya numarayla açıkça işaretlendikten sonra yapı üzerinde ipotek kurulmasına izin verir. Tamamlanmış gemi en az 18 gros ton olmalıdır. İpotek, imzaları noterce onaylanmış yazılı bir anlaşma ve ardından sicile tescille kurulur (1055. madde). İpotek, tersanede bulunan ve gemide kullanılmak üzere işaretlenmiş malzemeleri kapsar ve 1057. maddeye göre yapımı tamamlanan gemi üzerinde eski derecesiyle kalır.
Banka kredileriyle inşaat finanse eden bir tersane, bu nedenle gövdeyi omurga konulduktan kısa süre sonra, teslimden çok önce kendi kredi verenine ipotek etmiş olabilir. TTK'nın 1013. maddesi tersaneye, inşa veya onarımdan doğan alacakları için ipotek tescil ettirme yönünde kanuni bir hak tanır ve bu haktan önceden feragat edilemez. Bu hak, alıcının gövdenin maliki olduğu durumda önem kazanır, çünkü tersane o zaman ödenmemiş bedelini alıcının malı üzerinde güvence altına alabilir. 992. madde, tersane sahibi geminin yabancı ülkeye teslim edildiğini bildirdiğinde ya da malik ile tersane sahibi istediğinde yapının sicilden silinmesini öngörür; silme için ipotekli alacaklının onayı gerekir. Alıcı sicili imzadan önce, her taksitten önce ve teslimden önce incelemelidir.
Alıcının sağladığı ekipman da aynı özeni gerektirir. Armatörler çoğu zaman makine, vinç veya seyir sistemlerini kendileri sağlar. TMK'nın 684. maddesine göre bir şeye malik olan kimse onun bütünleyici parçalarına da malik olur. 776. maddeye göre bir taşınır diğer bir taşınırla onun ikincil nitelikte bütünleyici parçası olacak şekilde birleşirse eşyanın tamamı ana parçanın malikine ait olur; önceki malikin yalnızca tazminat ve sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakları saklı kalır. Takıldıktan sonra alıcının ekipmanı bu nedenle tersaneye ait bir gövdenin parçası hâline gelebilir. Sözleşme bu riski düzenlemeli, iade garantisi de taksitlerin yanında alıcının sağladığı ekipmanın değerini kapsamalıdır.
Sigorta da aynı mantığı izler. Tersane gövdeyi inşa riskleri poliçesiyle (builder's risks) sigortalar. Formların çoğunda teslimden önceki tam ziya, tersaneyi taksitleri iade etmekle ya da taraflar anlaşırsa yerine yeni bir gemi inşa etmekle yükümlü kılar. TTK'nın 1056. maddesine göre yapı hâlindeki gemi üzerindeki ipotek, sigorta tazminatını ancak malikin menfaati ayrıca sigorta ettirilmişse kapsar. Alıcı, kredi vereninin de bekleyeceği gibi, poliçede ek sigortalı ya da lehtar olarak gösterilmelidir.
10. Tersane konkordato talep ettiğinde
Mali sıkıntıya düşen bir Türk tersanesinin iflastan çok konkordato talep etmesi olasıdır. İİK'nın 287. maddesine göre mahkeme önce üç aylık geçici mühlet verir; bu süre en fazla iki ay uzatılabilir. 289. maddeye göre konkordatonun başarıya ulaşma ihtimali varsa ardından bir yıllık kesin mühlet verilir. 294. maddeye göre mühlet süresince borçlu aleyhine icra takibi yapılamaz, önceden başlamış takipler durur ve ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz kararları uygulanmaz.
Alıcıyı en çok ilgilendiren hüküm İİK'nın 296. maddesidir. Borçlunun faaliyetinin devamı için önemli olan sözleşmeler devam eder. Konkordato talebini ihlal, fesih sebebi veya muacceliyet sebebi sayan kayıtlar uygulanmaz. Sözleşme, borçlunun konkordato talep etmiş olması gerekçesiyle feshedilemez. Gemi inşa sözleşmesi açıkça bir tersanenin faaliyeti için önemlidir. Bu nedenle Rainy Sky davasında incelenen türden, yalnızca ödeme güçlüğü kaydına dayanan bir feshin bir Türk mahkemesince tanınması olası değildir. Sözleşmedeki eşiğe ulaşmış gecikmeye dayanan fesih ise farklıdır, çünkü konkordato talebine dayanmaz.
Tersanenin malvarlığı üzerindeki tasarrufları 297. maddeyle sınırlanır. Mühlet kararından itibaren borçlu mahkemenin izni olmadan rehin tesis edemez, kefil olamaz ve ivazsız tasarrufta bulunamaz; işletmenin faaliyetinin devamı için önem arz eden taşınırlarını da devredemez ve takyit edemez. Bitmemiş bir gövdenin alıcıya devri ya da alıcının gövdeyi başka bir yerde tamamlatmasına yönelik bir düzenleme, genellikle komiserin görüşü alındıktan sonra mahkemenin iznini gerektirir.
Alıcı sürece katılmak zorundadır. İİK'nın 299. maddesine göre alacaklılar, komiserin ilanıyla ilan tarihinden itibaren on beş gün içinde alacaklarını bildirmeye davet edilir. Alacağını bildirmeyen alacaklı, alacağı bilançoda kayıtlı değilse konkordato projesinin müzakerelerine kabul edilmez. Yalnızca tersaneyle yazışmalarına güvenen yabancı bir alıcı bu süreyi kolayca kaçırabilir.
Londra'da tablo farklıdır. İngiliz hukukunu uygulayan bir LMAA hakem heyeti normalde alıcının sözleşmeye göre fesih hakkı hakkında karar verir. Fibria Celulose v Pan Ocean [2014] davasında İngiliz mahkemesi bir Kore yeniden yapılandırma sürecini tanımış, ancak Kore hukukundaki fesih yasağını İngiliz hukukuna tabi bir sözleşmeye uygulamayı yine de reddetmişti. Bir Türk konkordatosunun İngiltere'de 2006 tarihli Sınır Ötesi İflas Yönetmeliği (Cross-Border Insolvency Regulations 2006) uyarınca tanınması, tersaneye karşı oradaki yargılamaları durdurabilir; ancak bankaya ulaşmaz. Gibbs kuralı uyarınca bir Türk konkordatosu İngiliz hukukuna tabi bir borcu sona erdirmez. İngiliz hukukuna tabi borçlar ve Türk yeniden yapılandırmalarına ilişkin makalemiz bu kuralı açıklamaktadır. İngiliz hukukundaki konumun pratik değeri Türkiye dışındaki malvarlığına bağlıdır ve bir tersanenin orada pek malvarlığı olmaz.
İade garantisi alıcının ana güvencesi olmaya devam eder. Garanti bankanın kendi borcudur ve konkordato onu sona erdirmez. İİK'nın 303. maddesi, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklının borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını saklı tutar. Risk, konkordato mahkemesinin 287. madde uyarınca tedbir alma yetkisinde ve yukarıda açıklanan bölünmüş içtihattadır. Konkordato başarısız olur ve tersanenin iflasına karar verilirse gövde iflas masasına girer ve tescilli bir güvencesi olmayan alıcı adi alacaklı konumunda kalır. Türk konkordatosuna ilişkin rehberimiz süreci alacaklının bakış açısından ele almaktadır.
11. Teslim, belgeler ve ayıp garantisi
Teslim fiziki olduğu kadar belgesel bir olaydır. Taraflar bir teslim ve kabul protokolü imzalar, tersane bir satış senedi (bill of sale) ve inşa belgesi (builder's certificate) verir; klas kuruluşunun ve bayrak devletinin belgeleri de tamam olmalıdır. Türkiye'de inşa edilen bir gövde için alıcının, yapı hâlindeki gemilere özgü sicildeki kaydın silindiğine ve üzerinde ipotek kalmadığına dair kanıta ihtiyacı vardır. Son taksit çoğu zaman bir emanet (escrow) hesabına yatırılır ve bu belgeler karşılığında serbest bırakılır.
Alıcı küçük ayıplar nedeniyle gemiyi reddetme hakkına nadiren sahiptir. Sözleşmelerin çoğu, eksik kalan işlerin bir listesiyle kabulü ve bazen bunlar tamamlanana kadar son taksitten bir kısmın alıkonmasını öngörür. Teslimden sonra tersanenin ayıplardan sorumluluğu genellikle tipik olarak on iki aylık bir garanti süresiyle sınırlıdır; bu süre içinde tersane ayıpları onarmak ya da onarım bedelini ödemek zorundadır. Standart formlar buna garanti der, ancak bunun bankanın iade garantisiyle hiçbir ilgisi yoktur. Formların çoğu bunu alıcının ayıplar için tek başvuru yolu yapar. Böyle bir kayıt olmasa, İngiliz hukukuna tabi bir sözleşmenin ihlalinden doğan talep 1980 tarihli Zamanaşımı Kanunu'nun (Limitation Act 1980) 5. maddesine göre ihlalden itibaren altı yıl içinde ileri sürülebilirdi. Türk hukuku ise TBK'nın 478. maddesine göre teslimden itibaren iki yıl tanırdı.
Gemi Türkiye'den ayrıldıktan sonra ayıp taleplerinin takibi zorlaşır. Onarımlar gemi nerede bulunuyorsa orada yapılır, tersanenin malvarlığı ise Türkiye'de kalır. Alıcı bir garanti teminatı (warranty bond) ya da son taksitten bir kesinti, yurt dışında yapılacak onarımlar için kararlaştırılmış bir usul ve işletmenin ilk aylarında gemide bulunacak bir garanti mühendisi öngörmeyi düşünmelidir.
12. Londra'da uyuşmazlık, Türkiye'de icra
Alıcı ile tersane arasındaki uyuşmazlıklar çoğu sözleşmede Londra'da LMAA tahkimine gider. Tersane aleyhine verilen hakem kararı Türkiye'de, Türkiye'nin 1992'de karşılıklılık ve ticari nitelik çekinceleriyle katıldığı New York Sözleşmesi ile MÖHUK'un 60 ilâ 63. maddeleri uyarınca tenfiz edilir. Tersane konkordato mühleti içindeyse İİK'nın 294. maddesi ona karşı icrayı durdurur ve alıcının alacağı konkordato projesi çerçevesinde ele alınır.
Tersane bazen tahkim şartına rağmen İstanbul'da dava açar; örneğin alıcının feshinin geçersiz olduğunun tespitini ister. Tahkim yeri yurt dışında olduğunda da uygulanan MTUK'un 5. maddesi ve HMK'nın 413. maddesi uyarınca Türk mahkemesi, davalı itiraz ederse geçerli bir tahkim anlaşmasının kapsamındaki davayı reddeder. İtirazın süresinde ileri sürülmesi gerekir. Uygun bir durumda alıcı Londra'da dava açma yasağı kararı (anti-suit injunction) da isteyebilir. İstanbul ile Londra arasındaki paralel davalara ilişkin makalemiz her iki yolu da ele almaktadır.
Bankaya karşı talepler genellikle garantideki yetki şartı uyarınca İngiliz mahkemelerinde ileri sürülür. Sözleşme İngiliz mahkemesine yetki veriyorsa davanın yurt dışına tebliği için izin gerekmez. Bununla birlikte Türkiye'ye tebligat normalde Lahey Tebligat Sözleşmesi üzerinden yapılır ve Türkiye, posta yoluyla tebligat dâhil, sözleşmenin 10. maddesindeki alternatif yollara itiraz etmiştir. İngiltere'de tebligat için bir temsilci atamış olan bankaya tebligat çok daha hızlı yapılabilir. Bu kayıt, sözleşme hazırlanırken hiçbir maliyet getirmez.
13. Bir örnek olay
Londra merkezli bir armatör, Tuzla'daki bir tersaneye her biri 26 milyon ABD doları bedelli iki adet 7.000 dwt kimyasal tanker sipariş eder. Sözleşme, İngiliz hukukuna tabi ve LMAA tahkimi öngören, değiştirilmiş bir SAJ formudur. Bedel, teslimden önce ödenecek yüzde 10'luk dört taksit ile teslimde ödenecek yüzde 60'lık bir son taksitten oluşur. Teslim 180 günden fazla gecikirse alıcı sözleşmeyi feshedebilir. Bir İstanbul bankası; İngiliz hukukuna tabi, ilk talepte ödenecek, tahkim kaydı içeren ve sözleşmedeki teslim tarihinden sekiz ay sonra sona eren iade garantileri verir. Alıcının kredi vereni garantilerin temlikini alır.
İlk gemi geri kalır. Gemi 150 gün geciktiğinde tersane İstanbul'da konkordato talep eder ve geçici mühlet alır. Alıcı, alacağının on beş günlük süre içinde bildirilmesi için Türk avukatlarından komiserin ilanını takip etmelerini ister. İlk refleksi ödeme güçlüğü kaydına dayanarak feshetmektir. Türkiye'de İİK'nın 296. maddesi bu feshi etkisiz kılar. Alıcı gecikmenin 180 günlük eşiği aşmasını bekler ve sözleşmeyi bu gerekçeyle fesheder. Önce tersaneden, tersane ödemeyince de bankadan 10,4 milyon ABD doları ile faizinin iadesini talep eder. Garanti yaklaşık iki ay sonra sona erecektir, bu nedenle talep bekleyemez.
Alıcının parasını alıp alamayacağını artık iki şey belirler. Birincisi zamanlamadır. Tersane, çelik teslimatlarının geciktiğini ve 40 günün izin verilen gecikme olduğunu söyler. Tersane tahkimi alıcının bankaya yaptığı talepten önce başlattıysa tahkim kaydı bankaya hakem kararını bekleme imkânı verir. Tahkimi ancak sonra başlattıysa Shanghai Shipyard kararı bankanın hemen ödemesi gerektiğine işaret eder. İkincisi Türk mahkemesidir. Tersane, konkordato mahkemesinden bankanın ödeme yapmamasına karar vermesini ister. Mahkemenin bunu yapıp yapmayacağı hangi istinaf içtihadını izlediğine bağlıdır ve kararına karşı kanun yoluna başvurulamaz. Tedbir verilirse banka ödemeyi reddeder. Alıcı bankayı Londra'da dava edip kazanabilir, ancak karar yalnızca bankanın Türkiye dışındaki malvarlığına karşı icra edilebilir olabilir.
İkinci gemi daha erken bir aşamadadır. Omurgası üç ay önce konulmuştur ve tersane gövdeyi ardından TTK'nın 1054. maddesi uyarınca kendi kredi verenine ipotek etmiştir. Alıcı üç taksit ödemiştir. Gövde üzerinde hiçbir hakkı yoktur ve gerçekçi tek tahsil imkânı ikinci iade garantisidir.
Garantiler bir Londra bankası tarafından teyit edilmiş olsaydı İstanbul mahkemesinin kararı ödemeyi durdurmazdı. Garantiler teslim tarihinden bir yıl sonra sona erseydi ve tahkim süresince kendiliğinden uzasaydı alıcı sona erme tarihiyle yarışmak zorunda kalmazdı. Alıcı omurga konulduktan sonra sicili incelemiş olsaydı da ipoteği konkordatodan sonra değil, tescil edildiği anda öğrenirdi.
14. Sözleşme imzalanmadan önce netleştirilmesi gereken sorular
İlk sorular garantiye ilişkindir. Garantiyi kim verecek ve Türkiye dışındaki bir banka onu teyit edecek mi? Garanti, ödeme güçlüğü, tam ziya ve geminin reddi dâhil olmak üzere sözleşmeye göre iade gerektiren her durumu kapsıyor mu? Tahkim süresince kendiliğinden uzama imkânıyla birlikte yeterince geç bir tarihte mi sona eriyor? Tahkim kaydı, her iki tarafın da ne zaman uygulanacağını tam olarak bileceği şekilde mi yazılmış? Garanti tutarı her taksit ödendikçe artıyor mu ve alıcının sağladığı ekipmanı kapsıyor mu? Bankaya ödemeyi reddetme imkânı verecek bir yaptırımlar (sanctions) kaydı varsa ne kadar geniş? Banka İngiltere'de tebligat için bir temsilci atadı mı? Garantinin kararlaştırılan biçimde teslimi ilk taksitin şartı olmalıdır.
İkinci grup gecikme ve parayla ilgilidir. Sözleşme, neyin izin verilen gecikme sayılacağını, tersanenin hangi bildirimleri ne zaman yapması gerektiğini ve günlerin fesih eşiğine nasıl sayılacağını açıkça belirtmelidir. Gecikme için öngörülen sözleşmesel yolların münhasır olup olmadığını ya da müspet zararın tazminine yer bırakıp bırakmadığını söylemelidir. Tersane maliyet artışlarına karşı korunmaya ihtiyaç duyuyorsa bu koruma, baskı altında yeniden müzakereye bırakılmadan bir fiyat ayarlama kaydıyla sağlanmalıdır.
Üçüncü grup Türk hukukuna ilişkindir. Alıcı, gövdenin ipotekli olup olmadığını ya da ipotek edilip edilmeyeceğini, yapı hâlindeki gemilere özgü sicilin nasıl inceleneceğini ve tersane konkordatoya girerse gövdeye ne olacağını bilmelidir. Ödeme güçlüğü kaydı, konkordato talebine dayanmayan, gecikmeye bağlı fesih haklarıyla desteklenmelidir. Teslim belgeleri Türk sicilinden silinme kanıtını içermelidir.
Son soru uyuşmazlıkların nasıl çözüleceği ve kararların nasıl icra edileceğidir. Sözleşme için olağan tercih Londra tahkimidir. Garanti İngiliz mahkemelerine ya da Londra tahkimine bırakılabilir. Türkiye'de bir hakem kararını tenfiz ettirmek bir İngiliz mahkeme kararını tenfiz ettirmekten daha kolaydır ve taraflar seçim yapmadan önce bankanın malvarlığının nerede olduğunu bilmelidir.
Sonuç
Türk tersanesiyle yapılan bir gemi inşa sözleşmesi, çoğu durumda Türkiye'de ifa edilen İngiliz hukukuna tabi bir sözleşmedir. Tarafların neyi kararlaştırdığına, garantinin nasıl yorumlanacağına ve alıcının fesih hakkı olup olmadığına İngiliz hukuku karar verir. Gövdenin kime ait olduğuna, konkordatonun sözleşmeye ne yaptığına ve bir Türk bankasının ödeme yapmasının durdurulup durdurulamayacağına Türk hukuku karar verir.
İade garantisi iki sistemin en keskin biçimde karşılaştığı noktadır. İngiliz hukukunda garanti, önce ödenen ve esası sonraya bırakan bir talep belgesidir. Türkiye'de ise bir mahkeme kararı onu fiilen yine de bloke edebilir ve Türk mahkemeleri bir konkordato mahkemesinin bunu yapıp yapamayacağı konusunda bölünmüş durumdadır.
Alıcılar taksitlerini, bir Türk mahkemesinin yardımına ihtiyaç duymadan ödenecek, tercihen Türkiye dışında teyit edilmiş bir garantiyle güvence altına almalı ve ödeme yapmadan önce Türk sicilini incelemelidir. Tersaneler, İngiliz hukukunun kendilerini fiyata ve teslim tarihine bağlı tutacağını bilmelidir. Bankalar ise bir İngiliz mahkemesinin İstanbul'da verilen bir karar nedeniyle kendilerini sorumluluktan kurtarmayacağını varsaymalıdır.
Terziolu & Partners Nasıl Yardımcı Olabilir
Terziolu & Partners, deniz hukuku çalışmaları kapsamında armatörlere, Türk tersanelerine, bankalara ve finansörlere yeni inşa ve onarım sözleşmeleri konusunda danışmanlık verir. Bu çalışma, İngiliz hukukuna tabi sözleşmelerin ve iade garantilerinin Türk hukuku boyutlarını, yapı hâlindeki gemilere özgü sicilde yapılacak inceleme ve tescilleri kapsar. Teminat mektuplarına ilişkin ihtiyati tedbirleri ve bir tersanenin konkordatosundaki alacak taleplerini de içerir.
Bazı projeler Londra tahkimini, İngiliz mahkemelerindeki yargılamaları ya da birden fazla ülkede icrayı gerektirir. Bu durumlarda Türk ve İngiliz adımlarını, sınır ötesi hukuki koordinasyon çalışmalarımız aracılığıyla ve her yargı çevresinde uygun yetkiye sahip avukatlarla İstanbul ile Londra arasında koordine ederiz. Bir sözleşmeyi veya garantiyi imzadan önce incelemek ya da gecikmiş bir projede harekete geçmek için bizimle iletişime geçin.
Seçilmiş Mevzuat, İçtihat ve Kaynaklar
Türkiye
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK): 22. madde (tacir borçlunun ceza koşulu), 986 ilâ 992. maddeler (yapı hâlindeki gemilere özgü sicil), 1013. madde (tersanenin ipotek hakkı) ve 1054 ilâ 1058. maddeler (yapı hâlindeki gemiler üzerinde ipotek).
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK): 128. madde (üçüncü kişinin fiilini üstlenme), 138. madde (aşırı ifa güçlüğü), 182. madde (ceza koşulunun miktarı), 470 ilâ 473. maddeler (eser sözleşmesi), 478. madde (ayıptan doğan taleplerde zamanaşımı) ve 480. madde (götürü bedel).
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK): 2. madde (dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması), 684. madde (bütünleyici parça), 763. madde (taşınır mülkiyetinin nakli), 766. madde (hükmen teslim) ve 776. madde (karışma ve birleşme).
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK): 287. madde (geçici mühlet ve koruma tedbirleri), 289. madde (kesin mühlet), 294. madde (mühletin etkileri), 296. madde (sözleşmeler), 297. madde (borçlunun tasarruf yetkisinin sınırlanması), 299. madde (alacakların bildirilmesi) ve 303. madde (borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı haklar).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK): 389, 390 ve 392. maddeler (ihtiyati tedbir), 398. madde (ihtiyati tedbire aykırılık) ve 413. madde (tahkim itirazı).
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK): 6. madde (doğrudan uygulanan kurallar), 21 ve 22. maddeler (ayni haklar), 24. madde (sözleşmeler), 47. madde (yetki anlaşmaları), 50 ilâ 57. maddeler (yabancı mahkeme kararlarının tenfizi) ve 60 ilâ 63. maddeler (yabancı hakem kararlarının tenfizi).
4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTUK): 1. maddenin üçüncü fıkrası (tahkim yeri yurt dışında olduğunda 5 ve 6. maddelerin uygulanması), 5. madde (tahkim itirazı) ve 6. madde (mahkemelerin ve hakemlerin geçici hukuki koruma tedbirleri).
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 13.12.1967 tarihli ve 16/7 sayılı karar: banka teminat mektuplarının hukuki niteliği.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 13 Haziran 2019 ve 12 Mart 2020 tarihli kararları ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 5 Kasım 2024 tarihli kararı: konkordato sürecinde teminat mektubu ödemelerine karşı ihtiyati tedbir.
Levent Börü, "Konkordatoda Teminat Mektuplarının Paraya Çevrilmesinin Değerlendirilmesi", Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi 15(3), 2025: konkordato sürecinde teminat mektupları.
New York Sözleşmesi, taraf devletler listesi (UNCITRAL) ile Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansı'nın 2005 tarihli Mahkeme Seçimi Anlaşmaları Sözleşmesi ve 1965 tarihli Tebligat Sözleşmesi için taraf durumu tabloları.
Birleşik Krallık
Unfair Contract Terms Act 1977, 27. madde: hukuk seçimi kayıtları.
Arbitration Act 1996, 6A maddesi: tahkim anlaşmasına uygulanacak hukuk; Arbitration Act 2025 ile eklenmiştir.
Limitation Act 1980, 5. madde: basit sözleşmeye dayanan davalarda zamanaşımı süresi.
Rainy Sky SA v Kookmin Bank [2011] UKSC 50: iade garantilerinin yorumu ve ticari sağduyu.
Wuhan Guoyu Logistics Group Co Ltd v Emporiki Bank of Greece SA [2012] EWCA Civ 1629: Paget karinesi ve talep garantileri. Aynı uyuşmazlıkta [2013] EWCA Civ 1679: temel borç muaccel olmadığı hâlde talep garantisi kapsamında yapılan ödeme.
Shanghai Shipyard Co Ltd v Reignwood International Investment (Group) Co Ltd [2020] EWHC 803 (Comm), İstinaf Mahkemesi'nin [2021] EWCA Civ 1147 sayılı kararıyla bozulmuştur: talep garantileri ve tahkim kayıtları.
Spliethoff's Bevrachtingskantoor BV v Bank of China Ltd [2015] EWHC 999 (Comm): performans teminatı niteliğindeki iade garantileri, yabancı mahkeme kararları ve icranın durdurulması.
Stocznia Gdynia SA v Gearbulk Holdings Ltd [2009] EWCA Civ 75: sözleşmeye dayalı fesih ve müspet zararın tazmini.
Zhoushan Jinhaiwan Shipyard Co Ltd v Golden Exquisite Inc [2014] EWHC 4050 (Comm): izin verilen gecikme, bildirimler ve fesih.
Adyard Abu Dhabi v SD Marine Services [2011] EWHC 848 (Comm): engelleme ilkesi (prevention principle) ve fiilî gecikme.
Cavendish Square Holding BV v Makdessi [2015] UKSC 67: ceza kaydı kuralı.
Fibria Celulose S/A v Pan Ocean Co Ltd [2014] EWHC 2124 (Ch): yabancı iflas sürecinin tanınması ve İngiliz hukukuna tabi sözleşmedeki fesih hakları. Ayrıca Cross-Border Insolvency Regulations 2006, SI 2006/1030.
Hyundai Heavy Industries Co Ltd v Papadopoulos [1980] 1 WLR 1129 (HL); Stocznia Gdanska SA v Latvian Shipping Co [1998] 1 WLR 574 (HL); North Ocean Shipping Co Ltd v Hyundai Construction Co Ltd (The Atlantic Baron) [1979] QB 705; Power Curber International Ltd v National Bank of Kuwait SAK [1981] 1 WLR 1233 (CA).
BIMCO, NEWBUILDCON ve BIMCO, Refund Guarantee for Shipbuilding Contracts.
İlgili Yazılar
- Deniz Hukuku
Türkiye'de Deniz ve Denizcilik Uyuşmazlıkları: Yük, Çarter Partisi ve Gemi Talepleri İçin Hukuki Rehber
Deniz uyuşmazlıkları hız, delil disiplini ve ticari gerçekliğin net biçimde anlaşılmasını gerektirir. Türkiye'de yük talepleri, çarter partisi uyuşmazlıkları, gemi haczi, sürastarya, deniz sigortası ve limanla ilgili meseleler, hem hukuki titizlik hem de sektör bilgisiyle yönetilmelidir.
- Uluslararası İş ve Yatırım
Akreditifler, Talep Garantileri ve Ticaret Finansmanı Uyuşmazlıkları: Parayı Belgeler Yönettiğinde
Ticaret finansmanında banka genellikle anlatılan hikâyeye ödeme yapmaz. Belgelere ödeme yapar. Akreditifler, talep garantileri, teminat akreditifleri ve performans teminat mektupları uluslararası ticareti daha hızlı ve daha finanse edilebilir kılabilir; ancak küçük bir belge hatasını ödememeye, saldırgan bir garanti çağrısını anında nakit kaybına ya da bir sevkiyat uygunsuzluğunu tam anlamıyla ticari bir uyuşmazlığa dönüştürebilir. Bu bilgilendirme, ihracatçıların, ithalatçıların, yüklenicilerin, bankaların ve sigortacıların para hareket etmeden önce bu araçları nasıl değerlendirmesi gerektiğini açıklıyor.
- Uyuşmazlık Çözümü
Türkiye'de Konkordato: Teminat, Oylama ve Tahsilat Açısından Alacaklı Rehberi
Türk konkordatosu alacaklı haklarını ortadan kaldırmaz; ancak bu hakların nasıl kullanılabileceğini esaslı biçimde değiştirir. Bu bilgi notu, geçici mühletten tasdike kadar süreci; takipler, teminatlar, sürekli sözleşmeler, alacak kaydı, alacaklı oylaması, kefaletler, mühlet sonrası finansman ve tasdik edilen projenin ifa edilmemesi hâlindeki başvuru yolları bakımından inceler.
- Şirketler ve Ticaret Hukuku
İngiliz Hukukuna Tabi Borçlar ve Türk Şirketlerinin Yeniden Yapılandırılması: Konkordato, Restructuring Plan ve Gibbs Kuralı
Tasdik edilen bir Türk konkordatosu Türkiye'deki alacaklıları bağlar; ancak Gibbs kuralı uyarınca İngiliz hukukuna tabi bir borcu sona erdirmez. İngiliz hukukuna tabi kredisi, tahvili veya garantisi bulunan Türk şirketleri için iki ülkede birden geçerli bir yapılandırma, çoğu zaman Türk sürecinin yanında İngiliz hukukuna dayalı bir mekanizma ve her kararın malvarlığının bulunduğu yerde tanınacağına ilişkin delil gerektirir.